14.01.2019 18:22:44

Neslihan SOYHAN MİCAN

 

Şu dünyaya ekin ekmeye geldiysek; her halimizi kayda alan ilahi kameralar her anımızda gafletten uzak, iyi ve faydalı meşguliyetler içerisinde bulsa bizi ne güzel olur değil mi..?

Ya iyilik yaparken, söylerken, ya bir hasenatı planlarken ya da hiç bir şey yapamıyor olsak bile ellerimizi kaldırıp herkese iyi dualar yollarken...

Hani bizim güzel büyüklerimizin şu cümleyle başlayan bir duası vardır, bilirsiniz.. ‘Kimin ne derdi varsa derman ver YA RAB..’ İşte bu dua kardeş olma şuurunun Nirvana’sıdır...

Sıkı sıkıya yapışmamız gereken temel öğe budur..

Tanıdığı, tanımadığı tüm Müslüman kardeşlerine, beşeriyete gıyapta edilen İÇTEN dualar İNSANLIĞIN KEMAL MERTEBESİDİR.. Bu zaviyeye koca koca diplomalarla erişilmiyor...

Medeniyetin Mimarı bizim topraklarımızın ulu çınarlarının yaşam öyküleri birer hikmet pınarıdır... Ve bu membalar cimri değildir, ilmi dolarla da paylaşmamışlardır... Kibirli değillerdir, zaten kibrin olduğu yerde Hikmet barınamaz, küser ve hemen kaçar... Hasılı bu pınarlar cömerttir, kıyamete kadar ışığı hiç sönmeyecek yıldızdır, karşılıksız daimi vericidir, topyekun insana dair, hayata dair, sonsuz yaşama dair ilmin ta kendileridir...

Biz kendi özümüzden kopmaya başlayıp, huzuru bünyemize uymayan, şaşaasıyla gözümüzü boyayan, başımızı döndüren yad ellerde aramaya başladığımız günden beri aleyhimize işlemeye başladı talih...

Öyleyse çözüm; hüsnüniyetle Kadim Medeniyetimizin eşsiz güzelliklerini, öğretilerini tekrar gün yüzüne çıkarmaya uğraşmak, çabalamak, özümüzle barışmak, el sıkışmak ve sırtımızı BİZİ ASLA HANÇERLEMEYECEK, dokularımızla

yüzde yüz uyumlu kendi öz Medeniyetimize yaslayıp, Muasır Medeniyetlerle yarışmak...

ALLAH YAZAR OĞLUM ALLAH YAZAR...!

Şimdi eski zamanlarda yaşanmış muhtevası bir ders niteliği taşıyan kısa bir hatırayı paylaşarak yazıyı hitama erdirelim.

Olayın yaşandığı yer Edirne.. Türk- İslam sanatının zirvesi Selimiye Camiinin yapıldığı zamanlar.. Büyük Usta Mimar Sinan’ın ‘Ustalık Eserim’ dediği camii.. Dönemin teknolojik alt yapısı düşünüldüğünde dudak uçuklatan, imkansız görülen bir çok mimari tekniğin büyük bir maharetle uygulandığı muhteşem eser..

İşte bu asırlara meydan okuyan Camii inşaa edilirken, halk büyük destek verir.. Kimi inşaatta çalışır, kimi işçilere yemek getirir, kimi para vs.

Padişahın sorumlu birkaç askeri ellerinde defterler kim ne destek veriyorsa not tutmaktalar tabii.

Çok zor yürüyen yaşlı mı yaşlı, nurani yüzlü bir teyze bir öğle vaktinde yaklaşır inşaat alanına.. Görevli askerler hürmetle karşılarlar kendisini.. İçlerinden biri sorar:

_Buyur teyzem, bir emrin mi var?

Tıpkı vücudu gibi titreyen sesiyle usulca cevaplar yaşlı teyzemiz:

_Estağfirullah evladım. Duydum ki büyük bir Camii inşaatı başlamış şehrimizde. Benim de kefen parası diye ayırdığım bir küçük altınım vardı, rahmetli eşimden kalma. Çorbada tuzumuz olsun diye hibe etmeye geldim..

Bizim genç askerler duygulanır, yapma, etme deseler de teyzemiz avuçlarının içine bırakır küçük kesesini.

Sonra koca defterlerini açıp, sorarlar teyzeye bilgilerini..

Teyzemiz:

_ Neden evladım, niye soruyorsunuz? Der.

Görevlilerden biri:

_ Padişahımızın emriyle, not alıyoruz teyzeciğim, kim ne verdiyse yazıyoruz... deyince,

BİZİM TEYZEMİZ ASIRLARA MEYDAN OKUYAN CÜMLESİNİ KURUVERİR;

_Hayır, siz yazmayın evladım benimkini,

ALLAH YAZAR OĞLUM ALLAH YAZAR........!

 


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.