25.01.2019 18:17:20
Neslihan SOYHAN MİCAN
Beşeriyetin tekamül sürecine baktığımızda maddi açıdan hiç bir dönemin bu denli refaha erişmediğini müşahede ederiz. Ve lakin aynı oranda manevi açıdan komplike olarak günümüzdeki kadar çökmediğini de gözlemleriz. Maddiyat ve Maneviyat arasındaki uçurum hiç bir dönemde şimdiki gibi derinleşmemiştir.
Bunun türlü türlü sebepleri vardır elbet. Din Alimleri Ahir zamanın bir getirisi olarak yorumlar mesela. Bilim insanları kapitalist sistemin toplumlardaki tüketim çılgınlığını tetikleyerek bireyleri ziyadesiyle bencilleştirdiğine ve diğerkâm anlayışın hızla hayatlarımızdan çıktığına dem vurur özetle...
Sebepleri her ne olursa olsun geldiğimiz vahim nokta gelecek nesiller açısından hiç de iç açıcı gözükmemekte...
Güzel dinimizin asırlara hükmeden öğretileri kuru birer bilgi olarak hayatlarımızda görülmekte ve toplumsal yaşantımızda içselleştirilememektedir. Birlik ve beraberliğe en çok vurgu yapanların arka platformda birbirini boğazlamak için fırsat kollaması oldukça acı bir tablodur örneğin.
Gene dinimizin Ahlak boyutunun yürürlükten neredeyse kalkması, hızla yaşamlardan uzaklaşması kardeşlik bilincinin gelişmesine ve yerleşmesine engel olmaktadır.
Ahlaki Değerler yükselişe geçtikçe şu an içinde debelendiğimiz kaos uçurumundan kurtulmamız mümkün olacak, aksi durumda bir daha bir araya gelemez bir biçimde bin parçaya bölünmemiz kaçınılmaz olacaktır.
Kimse kimseyi sevmez ve beğenmez oldu. Herkes her şeyi en iyi ben bilir, ben yaparım edasında.. Fikirlere, düşüncelere, inançlara saygı hak getire... Hızla kaybolan değerler sadece kuru birer laf kalabalığı dudaklarda...
Henüz nefsine baş olamamış insanlar, kitlelere baş olmanın derdinde.. Kendi içindeki nefsiyle olan savaşımı tamamlamamış bir birey başkalarının derdine nasıl çare olabilir ki... Kendi iç barışını sağlayamamış, salt nefsiyle hareket eden insanlar hangi toplumsal barışı getirebilir ki...
Bu soğuk kış günlerinde biraz mola verip, kendini hesaba çekmeli insan.. Nefislerimizle cebelleşmeli, kendimize çeki düzen vermeliyiz. Söylem ve Eylem bütünlüğünü sağlamadan hangi işi yaparsak yapalım başarılı olamayız...
Kardeşliğimizi hedef alan, kendimizden başka herkese eleştirel yaklaşmamızı sağlayan , bizi bin parçaya bölen nefislerimizin kulağını çekmeli, dizginlerimizi onun elinden kurtarmalıyız...
Herkes kendini düzeltirse, kaybolmaya yüz tutan ahlaki normlarla süslerse, Maddiyatın altında ezilen Maneviyat tekrar yükselişe geçer.. Şuan dünyayı kasıp kavuran bencillik yerini kardeşliğe bırakır... Unutmayalım ki kimse kimseyi çok sevmek zorunda değildir lakin toplum içinde bir arada yaşamanın gereği olarak hepimiz birbirimize saygı duymak zorundayız.

