11.11.2019 16:30:29
Lütfiye AYDIN BİKE
CAMİ İSLAMDIR
Şehadet parmağıdır göğe doğru minareler.
Necip Fazıl Kısakürek
Cami İslam'ın bedeni, cemaat ise İslam'ın camide tecelli eden ruhudur.
Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet camii İmamı ibrahim hocanın, "pazar sabahları Namaz buluşması yapıyoruz, muhabbet, huzur ve İrfan sofraları kuruyoruz, çorba ikramımız da var. Sizleride bekleriz" daveti, heyecanlanmayla beraber endişelendirdide. Çok kalabalık oluyordur, hanımlara yer kalmıyordur diye düşündürdü.
Davete icabet ettiğimde orta bölümü dolduran bir avuç cemaat ile karşılaştım. Hanım kardeşlerimiz de küçük yavruları ile icabet etmişlerdi. Yasin-i Şerif kıraati başladı, annesinin göğsüne yaslanan küçük Ayşe, caminin ışıklarını izlerken dinledi yasin-i şerifi. Muhteşem bir kıraat ile sabah namazı icra edildi, ardından, tesbihatlar başladı. müftü beyin iyiliğe, mütevaziliğe dair kısa sohbetinin ardından, hafızların okuduğu hatmi şerif duası ile namaz buluşması nihayet buldu.
Huşu ile camiden ayrılırken, içimizdeki burukluğa ve neden Cem olamıyoruz, sorularına engel olamıyorduk.
Ne oluyordu ki, şehadet parmağı gibi göğe diktiğimiz Minarenin ve islam'ın bedeni olan Kubbenin altını, "Sıra sıra dizilenlere, saf saf bağlayıp duranlara, toplayıp iyiliğe sevk edenlere, Kur'ân okuyanlara andolsun ki" (saffat 1,2,3) diye yemin edilen, bir topluluk ruhuyla dolduramıyorduk.
Bu düşüncelerle cebelleşirken ,aklıma komünizmin hüküm sürdüğü yerlerde, müslüman türk soydaşlarımızın asimile edilmesi için yapılan zulümler geldi. Camilerin sinema salonlarına çevrildiği hatta yıkılıp harabe haline getirildiği acı hatıralar...
Din hocalarının cezaevlerinde işkence edilip, Evinde Kur`an bulunan adamın, rejime karşı terörist damgası ile cezaevine gönderilip, Ezanın ve Namaz'ın yasak olduğu yıllar geldi.
Aradan, asra yakın bir zaman geçtikten sonra, ilk okunan Sabah ezanında soydaşlarımızın çoğu, "bu ses ne sesidir" diye sokaklara dökülürken, yaşlılar " biz bu sesi çocukluğumuzda duymuştuk. Bu ezan sesidir" diye, yalınayak sokaklarda koşarak, adeta yüreklerindeki kanı ayaklarından döktükleri zaman geldi.
Hatıralar birbiri ardına sıralandılar. Bosna'nın Gorajde şehrinin tepelerine konuşlanan Sırplar, ağır makinalı silahlarla sivil halka durmadan ateş ediyorlardı. Boşnak halkı ise evlerini kalkan yapmış, yansalarda, yaralansalarda, açlıktan ölselerde dışarı çıkmıyorlardı.
Sırplar en sonunda çirkin bir fikre karar verip, biz bunların kutsalına, camilerine saldıralım, belki o zaman dayanamaz evlerinden çıkarlar, biz de katliam yaparız diye düşündüler. Silahlarını camilere çevirip yaylım ateşine başladılar.
Bunu farkeden halk, çoluk çocuk demeden evlerinden çıkıp camilere doğru koşmaya başladılar, Birer birer düşüyorlardı ama durmuyor lardı. Camilerine karşılık canlarını siper etmişlerdi.
Belli ki caminin ne demek olduğunu anlamışlardı.
Bosna Hersek, Banja Luka şehrinde bulunan, Bosna Sancak Beyi Ferhad Paşa adına 1579 tarihinde Mimar Sinan’ın öğrencisi tarafından yapılan Ferhad Paşa camisi 1992 yılında, soykırım sırasında tamamen yıkıldı. Öyle bir yıktılar ki bütün taşlarını Kamyonlarla taşıyıp ulaşımı zor bir yerde derin çukurlara gömdüler. Caminin ve mezarlıkların bulunduğu alana beton dökerek otopark haline getirdiler. Onlar biliyorduki, Cami burada kalırsa, İslam'da burada kalır.
Lakin imanlı yüreklere beton dökülmemiş se, toprağa dökülen betonun hiçbir hükmü yoktur. 2016 yılında imanlı yürekler ayağa kalkarak derin çukurlara gömülen taşları çıkartıp, aynı taşlarla Fahrettin Paşa Camisini yeniden inşa ettiler. Sadece bir taşın yeri bulunamadı, o taşı da özel muhafazalı alan yapıp, mücevher gibi caminin içerisinde korumaya aldılar.
Yine bir kez daha caminin ne demek olduğunu, evinin bahçesine Sırplar tarafından kilise yapılan, Fatma annenin sözleri ve duruşu anlattı. Morarmış kollarını göstererek "günlerce aç kaldım, dayak yedim ve bana bahçemin 1000 katı fiyatını teklif ettiler, ama kabul etmedim. Benim bahçeme ancak Cami yapılabilir, kiliseyi kabul etmem. Cami İslamdır evlatlarım" dedi.
Hasılı kelam cami İslam'dır. Cami İslam'ın bedenidir, caminin ruhunu cemaat oluşturur. Betonlarla öldürülemeyen camiler, ilgisizlikten ölür.
Sonra ne mi olur, muhteşem mimarisi ile yaptığımız, camilerde 3-5 yaşlı dedemiz nöbet tutarken, çok sesli alanlar ve alışveriş merkezleri gençlerimiz tarafından hınca hınç doldurulur da, biz baka kalırız.
Cami ve Namaz dostları, her pazar sabahı Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet camisinde Namazda buluşuyor. Sizleri de ailece bekleriz efendim.

