27.11.2019 10:34:13

Mustafa KAPLAN

"Rızkımı veren Hüda dır, kul'a  minnet  eylemem"Nesimi.

 

Hiç bir canlıyı es geçmeden tabiat denilen sofrasında rızklandıran Alemlerin yaratıcısı olan yüce Allah;başka canlılara vermediği  imtiyazları,makamı,eşref-i mahluk olan insana vermiştir. Bundan dolayı insan oğlu,kendinsinden istenen görev ve yükümlülükleri yerine getirmekle mükelleftir.

 

Evvela,kendisini enva‐i çeşit nimetlerle donatan Allah'a karşı nimetiküfran etmeyip;gelen tüm rızıkların üstünde onun imzasının bulunduğunu idrak ederek,ona Hamd etmeyi has kılmalıdır.İnsan dahil;her canlı ona muhtaçtır.Onun dışında bir nimet vereni  aramak, abesle iştigal olduğu kadar, nankörlüktürde .

 


Diktiği Elma ağacına meyve verdi diye sarılıp, teşekkür eden bir adamın;asıl meyveyi ona ihsan eden sonsuz kudret sahibi Allah'ı unutarak gaflete düşmesi ne kadar akılcadır varın düşünün.
 Embriyonun dış dünyaya tamamen kapalı bir mekanda gelişip, beslenmesi ile ilgili gerekli şartların sağlanması;aynı embriyonun doğduktan sonra süt gibi bir gıdayla tanışması,Rezzak olan Allah'ın bize nasıl güç sahibi olduğunu;asıl ona minnet borclu olduğumuzun fikrini vermiyor mu?Tüm mahlukatın;Allah'ın Rezzak makamına müracaat ederek rızık dilemesi ile ilgili,o yöndeki her fiiliyat,dolaylı veya dolaysız ibadet hükmüne geçerek bir kazanıma dönüşmez mi?

 

Hiç bir canlı yoktur ki;yaşamı boyunca rızıklandırılmasın.Bir çiftçi,eli saban'a değdiği andan itibaren,kainat ona adeta ram olur.Ekilen ekinin üstüne İlahi bir nizam'la yağan yağmurdan tutun; yeşerdikten sonra Güneşin belirili ölçülerle pişirip kıvamına getirmek için gönderdiği ısıya kadar,her fenomen aldığı İlahi emirle seferber olur adeta.Şimdi kalkıp,Hakiki bir nimet vericinin, bir Rezzak-i Rahimin verdiklerini görmezden gelerek;kendimiz gibi aciz ve rızkı peşinde koşan kullara boyun eğip, bir şeyler talep etmek gaflet ve delalet degil de nedir?

 

Öyle ise, canlılar içinde kendisine tahsis edilen eşref-i mahluk makamındaki insan için  bahş edilen ulvi hasletlere mukabil;Şeytani,nefsani ve dünyevi kuvvelere temayül gösterip,o mecralarda seyrini mümkün kılacağı teamüller yüzünden bir cezayi müeyyide  ile tecziye edilemeyeceğinin  garantisi söz konusu olabilir mi?O meşgul ettiği makamdan alaşağı edilmenin elim azabını yaşamaz mı?Tüm canlı, verilen nimetlere, kendi hal diller'ince ettikleri Hamd ve senalarına bir insanın iştirak etmemesi nasıl akli bir davranıştır,düşünmek lazım.

 

Rab'bı tarafından özgürlük mefhumuyla taltif edilen Adem oğlu,kendine muvakkat efendiler edinmesi, onu kölelik gibi sefil bir vaziyetle karşı karşıya getirmez mi?Özgürlük, Allah'a itaat noktasında tezahür eder;bunun aksi beşeri hasletlerin iflası demektir.Rızkı sebeplerden bekleyip, müsebbibi unutma gafletine düşen bir insandan daha zavallı bir mahluk olamaz.Canlının yegane iltica makamı Allah'a ait iken;ona mülteci olmanın selamet'ini yaşamak,ona yalvarmak,ondan dilemek,onun hakiki nimet verici olduğunu idrak etmek gerekmez mi?


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.