Kadına dair bir sözde bizden olsun.
Eğer bir gün bayanlara yönelik bir dernek kuracak olsaydım, adına kadın değil, HAANIM derdim.
Kadınlar kaybolmuş bir itibarın arayışı içinde. Kainatın sahibinin verdiği ve onun elçisinin de dillendirdiği, insanlık tarihine destansı bir şekilde nam salmış bir itibar.
Her arayış Feministlik değildir. Bir çok elin değmesiyle, bulanıklaşan göl, içilmez hale geldiğinde, tertemiz berrak olan kaynağını ararsın. "Mümin erkekler ve Mümin kadınlar" diyen bu kaynak, tüm müminlere anne olacak kadar etkisi ve yetkisi büyük olan kadınları gösterir. Hz Hacer annemizde bu kadınların öncülerindendir.
(Hz Hacer annemizin duruşunda, "beni bırakıp nereye gidiyorsun" demeyecek kadar bağımsızlık ve "beni bırakıp nereye gidiyorsun" demeyecek kadar, bağımlılık örneği görülür.)
Tüm insansı medeniyetler, kadının şeytan mı, insan mı, hayvan mı, ne olduğuna karar veremezken, İslam medeniyeti, peygamberlerde dahil olmak üzere, tüm erkekleri bir kadının izinde asırlarca yürüttüp ve kıyamete kadar da yürütmeye devam edecek bir itibarı gözler önüne serer.
Eğer kadın itibarını kaybederse, o toplumda itibar aranmaz. Çünkü Kadın ANNEDİR.
Eğer bir nesil "ben büyüyünce annem gibi olmayacağım" diyorsa, bu o toplumun çatırdama sesleridir.
ANNELER TOPLUMLARİ İMAR EDEN MİMARLARDIR.
Kadın, Dünyadaki toplumun yarısını oluşturur, diğer yarısını da karnında taşır. Kadın söz sahibidir, otoritedir, rol ve modeldir. Kadın fabrikadır, üreticidir, toplumları inşa eder. Kadının kalitesi düşerse, toplumun kalitesi düşer.
_Gel gör ki bu itibarı, Aydınlar, Entelektüeller, Fikir adamları ve Bilim adamları.
_Muhafazakarlar, İlim adamları, Hocalar, Şeyhler, Düşünürler.
_İdareciler ve Siyasetçiler olarak, elbirliği ile, lime lime ettik.
Muhafazakar kesimin önemli bir bölümü Anneyi itibarsızlaştırma da "Eksik Etek, Aklı Kısa, Kadıncağız" diye nitelendirirken, Entelektüel kesim inanç bağımlılıktır, bağımlılıklarınızdan kurtulun, özgür olun, diye nitelendirdi.
Bırakın kadının haklarını kadınlar konuşsun dedik, Kadın Bakanımız ise "bundan sonra, çalışma ve istihdam sayısını artıracağız" dedi.
Kadın yatıyorduda bu günmü çalışacak.
Asıl sorun, ev kadının üretiminin karşılık ve itibar bulmamasıdır.
En azından annelik vasfından sonra başlayıp, üzerinden çocuğun sorumluluğu kalkana kadar sosyal güvencesinin eşinin gelirinden desteklenmesi. Bunun gibi düzenlemelerin yapılması esas olmalıdır.
TOPLUMUN ANNESİ ÖLÜYOR
Kadın erkek eşit midir? İşi laf üretmek olanlar, topkumdaki tahribatı görmeyenler, konuşa dursun. Annelik makamının, tüm cinslerden mukaddes olduğunu, erkeğin de kadının da eğitmeni olduğunu, tüm makamların, ayağının altında olduğunu, her kadınında bir Anne olduğunu, dünyadaki hiçbir fikir adamı inkar edemez.
Evet yine sözümü yeniliyorum, elbirliği ile Anneyi didik didik ettik.
İLK İĞNE BİZİM OLSUN
Muhafazakar bir ailenin mensubu olarak ilk iğneyi kendimize batırmak istiyorum. Çünkü Annenin itibar sızlaştırılmasında ki en büyük pay bize ait. Toplumu eleştirenler eserlerini eleştirdiklerini faketmeliler artık.
Bir gün yanıma yirmi beşli yaşlarda bir hanım kardeşimiz geldi. Ağlayan sesiyle anlatmaya başladı. "Biz mütedeyyin insanlarız, Babam uygun görmediği için, eğitim ve çalışma hayatım olmadı. Ben ailemin ve benim ortak kararımızla evlendim. iki çocuğum oldu, fakat evliliğim sıkıntılarla doluydu. Eşimin kötü alışkanlıkları, bağımlılıkları aile hayatımızı bitirmiş, evliliğimizi sonlandırma durumuna getirmişti.
Ailem durumu biliyordu. İki çocuğumu alıp babamın yanına gittiğimde, Babam "ben o adamın çocuklarına bakmam, çocuklarını AT GEL" dedi.
(Peygamberimizin soyunun kız çocuğundan yayıldığını düşündürmeyecek kadar, cahiliye adetlerleri gerçek dini örtmüştü.)
O genç hanımın annelik acısını ve çaresizliğini hiçbir kelime telaffuz edemezdi.. Daha da acısı nedir biliyor musunuz, o genç hanım, bütün bunların dinden olduğunu düşünüyordu. Çünkü Babası mütedeyyin bir insandı.
Artık o anne üretim yaparken kendisi gibi çaresiz kalmayacak, kendi gördüklerini görmeyecek çocuklar yetiştirecek. Bunu yaparken de, babası gibi düşünen insanlardan ve onların fikirlerinden uzak durmayı tercih edecek.
O genç hanımın bu fikirlerini destekleyecek delilleri de vardı. Bütün bunlar yaşanırken, Annesinin söz hakkı dahi yoktu. Eğer karşı çıkarsa, asilik etmiş olup, çocuklarını atıp, babasının evine gitmek zorunda kalabilirdi. Annesi cefakar, fedakar, elleri nasırlı olmasına rağmen, kurban kesecek kadar bile parası ve etkisi yoktu. Yine ne yazık ki oda bunun, din olduğunu sanıyordu.
Bu vahim yanılgıya ve ezilmişliğe, yüzlerce binlerce örnek verebiliriz.
Kısacası evine, yuvasına teslim olan annelerimizi, din adına uyguladığımız cahili adetlerle, hem cahil bırakıp, hemde dinden uzaklaştırıp, ANNEYİ TAHRİP ETMEK İSTEYEN FIRSATÇILARIN ELİNE, KENDİ ELİMİZLE TESLİM ETMİŞ OLDUK.
Aslolan üretimdir. üretim esas alınmayıp, Annenin evde yaptığı üretimi yok sayıp, bedelsiz , kıymetsiz sayıp, hakkını vermezsek, evin dışındaki alanlarda yapılan üretime, ihtibar gösterip, saygın kabul edip, hak verirsek, tabidir ki Anne de hakkın ve itibarın olduğu yeri tercih edecektir.
İlahi yasada esas olan, kadının da erkeğinde üretimde olmasıdır. Üretimin yeri, aile ve biyolojik yapı göz önüne alınarak, zaman zaman değişse de, kamyon harfiyatını, otobüs yolcusunu taşımalı. Hem otobüsün hemde kamyonun hakkı verilmeli.
Sonra hakkını alamayan otobüs, harfiyat taşımaya karar verir de, bütün Yolcuları dışarı atar, ortada kalıveririz.
Annenin alimesi, toplumları imar eder. Annenin cahiliyesi toplumları tahrip eder. Eğer bir toplumu ifsat etmek isterseniz, o toplumun annelerini ilim ve bilim meclislerinden alıp, dört duvar arasında ki dizi meclislerine oturtursunuz, olur biter.
Toplumu mikrofon yankılarıyla eleştiren dini hatipler, artık eleştirdiklerinin kendi eserleri olduğunu farketmeliler.
Şimdi Sen muhafazakar abi, telaşa kapılıp da yüksek sesle, ceza deyince, din deyince onlar tabi ki direnç gösterecek.
Artık cahiliye yöntemini değiştir. Adalet de, Merhamet'de, Kul hakkı de.
Karıncanın hakkını veren Allah, Annenin hakkını esirgermi de, daha da önemlisi, ÜSTÜNLÜK ALLAHA MAHSUSTUR. KUL CİNSİYLE DEĞİL , İŞİYLE İTİBAR GÖRÜR DE...
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.