27.09.2019 14:46:48

Lütfiye AYDIN BİKE

Depremi yaşayanlar iki şekilde ifade ediyor. Birincisi "Dışarıdaydım, ilk önce anlamadım, sonra hafif hissettim". 

 

"Dışarıdaydım baktımki yollar kalabalık, ne olduğunu sordum dediler ki deprem olmuş."

 

İkincisi "Evdeydik on yedinci katta oturuyoruz. Ayakta duramadık, yer yerinden oynadı. Müthiş bir gürültü vardı. Tavan üzerimize çöktü çökecek gibi oldu. Çocuklarımla çaresizliğin en üst seviyesini yaşadık."

 

"Evdeydik, 7. Katta oturuyoruz müthiş bir sarsıntıyla, görültüyle, panik içerisinde merdivenlere koştuk. Merdivenler bir türlü bitmiyordu, yaşadığımız korkuyu ve çaresizliği anlatmak mümkün degildi."

 

"Evdeydik, şiddetli bir Sarsıntı ile uyandık, bir anda dolap üstüme düştü, çocuklarımın yardım çığlıklarını duyuyordum," diye daha bir çok yüreğimizin kaldıramayacağı vahim hadise'yi dile getirebiliriz.

 

Bir kere daha söylüyoruz, Bizi Depremler değil, betonlar korkutuyor. 

Kaygan zeminlerde ki Gökdelenler korkutuyor. 

 

Yeni yerleşim yerlerinde dahi, birbirine yapıştırılmış Siteler korkutuyor. 

Türlü dekorasyon larla süsledikİleri, bir biri içerisine sokulmuş, düşük kalitedeki inşaatlar korkutuyor.

 

Hasılı kelam, bizi Deprem değil, umarsızca bir zafiyet ve RANT korkutuyor. 


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.