Mehmet TAZEOĞLU

Tarih: 29.07.2019 17:51

İKİ KUTUPLU SİYASİ YAPI DÜZENİNDE YENİ OLUŞUM DESTEKLENMELİDİR!

Facebook Twitter Linked-in

“Toplum mühendisliği”, “Küresel güçler”, “Küresel Sermaye”, “Yeni dünya düzeni” “Algı operasyonları” vb gibi terimleri hep duyarız, tartışma programlarında hep seyrederiz, dinleriz, hatta kahvehane sohbetlerinde bile biraz daha entellektüel görünmek için konuşuruz da... Oysa bizim dinlediğimiz, konuştuğumuz bu terimlerin birer tezahürü olarak hayatımıza nasıl da hızlı bir şekilde girdiklerini ve hayatımızda ne denli değişiklikler yaptıklarını farkedemiyoruz bile... 

Bugün hiç bir devlet ya da toplumun, küresel sermaye etkisinde kalmadan yaşam sürdüğünü söyleyemeyiz, küresel güçten etkilenmediğini, algı operasyonlarını içlerinde barındırmadığını da iddia edemeyiz. Üzerlerinde toplum mühendisliğinin cerrahi operasyon yapamadığını da söyleyemeyiz...
Tüm bu olgulara ülke ülke yaşanmış örnekler gösterilebilir. Tıpkı kendi elleriyle ürettikleri, kendi sermaye ve silahlarıyla güçlendirdikleri terör gruplarını yine kendi güçleriyle bertaraf etme çabaları gibi... Tıpkı, bir ülkenin kendi elleriyle bozdukları ekonomisini yine kendi küresel sermayeleriyle düzeltmeye çalışıp o ülkenin öz varlıklarına (Petrol, altın, doğalgaz, maden vb) el koydukları gibi... Tıpkı, bir yandan hümanist söylem ve eylemlerle açlıkla mücadele eder gibi görünüp, kendi silahlarıyla, sûni din ve mezhep kavgalarıyla, dünya nüfusunu azaltmak için toplu katliamlar yapmaları gibi... Ve daha bir çok küresel gücün ve sermayenin desteklediği ve toplum mühendisliği marifetleri sayılabilir...
Son yıllarda ülkemiz açısından çok öneme haiz kararlara imza attık. CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ, nam-ı diğer BAŞKANLIK SİSTEMİ... Aslında bizi bize bıraksalar ve bu sözünü ettiğimiz etkenlerden uzak durarak hükümet sistemi yapımızı kurabilsek “Her şey çok daha güzel olacak” olmasına da, kendi haline bırakılacak kadar önemsiz bir ülke değiliz anlaşılan... Bakınız yaşadığımız son CUMHURBAŞKANLIĞI, MİLLETVEKİLLİĞİ ve YEREL SEÇİMLER, hatta tekrarlanan İSTANBUL BELEDİYE seçimi gösterdi ki; dünyada, tüm ülkelerde İKİ KUTUPLU siyasi oluşumlar isteniyor ve destekleniyor... Sağcılar-Solcular, Cumhuriyetçiler-Demokratlar vb gibi...
Koalisyonları ortadan kaldırmak için benimsediğimiz yeni başkanlık sisteminde; seçimden sonra yapılan koalisyonlar seçimden önce yapılmaya başlandı. Adına şu ya da bu ittifak desek de neticede bir koalisyondu bunun gerçek adı... Tekrarlanan İstanbul seçimlerinde de gördük ki; solun adayı İmamoğlu, sağın adayı Yıldırım olmak üzere iki kutuplu bir seçim tablosu oluştu ki, bunun da adı çok terennüm edilmese de; gelecek Cumhurbaşkanlığı seçiminin provası hükmünden olarak, bal gibi sağcılar-solcular seçimi oldu... Koalisyon kabuk değiştirdi ve Türkiye şartlarında, SOL SEÇMEN PROFİLİ ile 30’u bile bulamayan CUMHURİYET HALK PARTİSİ rüyasında bile göremeyeceği 50’lerin üzerinde bir oy oranıyla anılarak tarihe geçti. Öyle zannediyorum ki, bundan sonraki seçimlerde de bu yaşanmış gerçeklerle yüz yüze kalıp benzer ittifaklar yapılacaktır. Sonuç olarak; Cumhurbaşkanlığı hükümet siteminde yürütme tamamen Cumhurbaşkanı eliyle olacağı için, Milletvekilliği seçimlerinde küçük partilerin Meclis’te yer alması ve grup kurması da pek anlamlı olmayacaktır. Ancak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kurulacak ittifaklarla, küçük partilerin anlam ve değer kazanacağı gerçeğinden yola çıkarak; YENİ SAĞ PARTİ OLUŞUMLARINA Cumhurbaşkanının sıcak bakması ya da karşı çıkmaması gerekir... Çünkü olası bir Sağ Parti oluşumu ile, “Küskünler” olarak tabir edilen önemli bir kitle; son zamanlarda ortaya koyduğu siyaset manevrayla “Sağ seçmene göz kırpan” CHP’nin deyim yerindeyse kucağına düşmemiş olacaktır. Sağda duran, sağ zihniyetle siyaset yapan her parti; ülkenin beka sorunu ve de Başkanlık seçimi gibi hayati meselelerde mutlaka sağ ittifak içinde yer alacaktır. (Gereksiz beka sorunu söylemleriyle amacından uzaklaşan İstanbul Büyükşehir seçiminde oluşan ittifakı ayrı tutmak gerekir) Aksi halde sözünü ettiğimiz Küresel gücün küresel sermayesiyle, algı operasyonlarını yöneten toplum mühendisliğiyle, oluşturulmak istenen iki kutuplu bir siyasi yapıda, ülkenin yönetimi SOL BİR PARTİYE, son zamanların moda tabiriyle suhuletle ve uhuletle teslim edilebilir... Bunu anlamak için İstanbul seçimini çok iyi okumamız ve analiz etmemiz gerekmektedir... 
Tüm bu varsayımlardan yola çıkarak katıksız DUYGULARIMLA; bırakın REİSİN yeni oluşumlara karşı çıkmasını, bilhassa desteklemesi gerektiğini düşünüyorum...
Kalın sağlıcakla...


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —