Dünya üzerinde Türk Milleti kadar tarihi şanlı, muzafferiyet ve muvaffakiyet dolu bir başka millet yoktur. Bu kuru ve hamasi bir iddia değil, hakikatin ta kendisidir...
Artık bir hayli yaşlanan dünya tarihinden Türk’ü çıkardığımız anda ortada tarihe dair realist hiç bir malumat ve tafsilat kalmaz...
Dolayısıyla biz Alperenler kutlu bir davanın ve ululuğu kadar mesuliyeti de ağır olan bir kadim misyonun mümessilleri olarak tarihimizi her safhasıyla doğru bir şekilde öğrenmeli, öğretmeli ve köklerimizden bağı koparmadan nesilden nesile aktarmalıyız.
Türk’ün zaferler yığınağı, destansı tarihi elbette 1071 Malazgirt Savaşıyla başlamamıştır...Ta Milattan önceki tarihlere tekabül eden ve ciltler dolusu kitaplara konu olacak, maalesef yeni nesillere yeterince anlatılmayan, emsali olmayan şanla, şerefle, adaletle, merhametle, kardeşlik ve iyilikle dolu geçmişe sahip milletiz...
Tarih sahnesinde ilk boy gösterdiğimiz ve Türklüğü tarihe ilk kazıdığımız zamanlara misal vermek için M.Ö. 220 yılında Teoman’ın Orta Asya’da kurduğu Büyük Hun Devletinden söz etmek kafidir.
Bu bağlamda; müktesebatı oldukça zengin, görkemli tarihimizi en eski zamanlardan başlayarak tekrar tekrar okumalı, o zamanların ruhunu anlamaya çalışmalı, atalarımızın gerek harpte gerekse sulhteki stratejik tavırlarını derinlemesine analiz etmeli ve kültürümüzü tahkim etmek, sürdürülebilir kılmak için neler yaptıklarını incelemeli, medeniyetimizi inşa ederken verdikleri amansız mücadeleyi idrak etmeye gayret göstermeliyiz.
Zira geçmişini unutan milletler bugünün yetimidir..
Malazgirt Savaşının 947. Yıldönümü münasebetiyle Malazgirt Ruhuna değinecek olursak, yüreğimizin mürekkebinden kağıda ilk damlayan cümle şudur;
Malazgirt ruhu; Türk- İslam Medeniyeti Mührünün tüm dünyaya ilan edildiği gündür...
Çünkü bu zafer sonrasında Türklük İslam’la öyle bütünleşmiştir ki; Haçlı güruhu o gün aldığı hezimetin gün gelip Viyana kapılarına dayanacak bir Müslümanlık dirilişi olduğunu sezmiş, korku ve kaygının pençesine düşmüş ve o günden itibaren her Müslümana Türk demeye başlamıştır..
İşte bu anlamda Malazgirt ruhunun tarihimizde son derece derin, manidar ve oldukça ayrıcalıklı bir yeri vardır...
Gene bu muzafferiyet Müslüman Türkler tarafından Haçlıların merkezgahı Bizans’ın böğrüne vurulan en ölümcül darbedir... Akabinde gene şanlı ecdadımız tarafından kazanılan tüm zaferler bu ölümcül darbenin devamı niteliğindedir..
Velhasılı Haçlıların Türkleri Anadolu’dan bütünüyle kovmak ve ardından Abbasi Halifesini ortadan kaldırarak İslam’ı yok etmek için kalkıştıkları bu savaş her biri Yiğit bir Alperen olan Müslüman Türklerin cengaverliği, sarsılmaz inancı ve muazzam mukavemetiyle püskürtülmüş, Müslüman coğrafyasının duasına mazhar eylemiş ve Türklerin tüm Müslüman milletlerin hamisi olacağını müjdelemiştir.
200 bin kişilik ordusuyla eğlenceler düzenleyerek Malazgirt ovasına gelen Bizans İmparatoru kibirli Romen Diyojen, tarih boyunca nadir yetişmiş Büyük Alperenlerden biri olan Sultan Muhammed Alparslan ve 54 bin yiğit alpereninden müteşekkil mütevazi ordusu karşısında ancak bir kaç saat dayanabilmiştir.
Bu kutlu zaferden çıkaracağımız en büyük derslerden biri de şudur ki; Düşmanın sayıca üstünlüğü, donanımı ve teçhizatının kaviliği asla gözümüzü korkutmamalı bilakis Yüce Allah’a sonsuz iman ve inancımızın ruhumuza ve gönlümüze yüklemiş olduğu kuvvetle, sabırla, kararlılıkla, azim ve cesaretle Türk İslam Kültür ve Medeniyetinin inşası ve ihyası, İ’lay-ı Kelimetullah için Nizam-ı Alem davasını hakim kılmak gayesiyle ecdadımızın ayak izlerine basa basa mücadelemizi sürdürmeliyiz.
Sultan Alparslan’ın bu savaş öncesi askerlerine yaptığı tarihi konuşma ve duası yüreğimize nakşolmalı ve belleğimize kazınmalıdır..
26 Ağustos 1071’de Cuma Namazı sonrası Rabbine iltica eden Büyük Komutan; “Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor, uğrunda cihat ediyorum. Ey Allahım! Niyetim halistir, bana yardım et” diyerek niyaz eder ve sonra askerlerine dönerek son ihtarını yapar:
_Askerlerim! Bilin ki bu meydanda Allah’tan başka Sultan yoktur! Emir ve kader, ancak ve yalnız ona aittir. Bu sebeple benimle birlikte muharebe etmekte veya ayrılıp gitmekte serbestsiniz!
Yiğit Komutanlarına layık şanlı askerlerin cevabı Malazgirt ovasını inletir:
_Sultanım! Emrinden asla ayrılmayacak ve Allah uğruna seninle birlikte savaşacağız!
Nitekim geri dönmezliğin simgesi olarak atının kuyruğunu bağlayan ve kefen niyetine beyaz elbise giyen komutanlarından asla ayrılmazlar.
Yüce Allah bu halis niyetli komutan ve askerlerini küffara karşı mutlak galibiyetle şereflendirir...
Türk-İslam Medeniyetinin öncü mimarlarından olan Sultan Muhammed Alparslan’ı ve şanı yüce ordusunu bir kez daha şükranla, rahmetle ve minnetle yad ediyorum.
Ruhları şad makamları ali olsun...
Büyük Alperen Eşsiz Komutan Selçuklu Sultanı Muhammed Alparslan’ın Türklüğü özetleyen tarihi cümlesiyle yazımı bitiriyorum..
‘BİZ TÜRKLER TEMİZ MÜZLÜMANLARIZ! BİD’AT NEDİR BİLMEYİZ. BU SEBEBLE YÜCE ALLAH HALİS TÜRKLERİ AZİZ KILDI!’
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.