Hıçkırarak ağlama sesleri gelmeye başladı. Bu ses evini tespit etmek için gittiğimiz, Suriyeli yaşlı felçli amcanın sesiydi.
Evin hanımına "ne oluyor" diye sorduk. "Siz gidiyorsunuz ya, yardım etmeyeceğinizi düşündü, onun için ağlıyor" dedi. Tekrar eve geri girip, evin hanımına, "hayır size kısmi yardım yapacağız, lakin eşyalarınız var, onlar size yeterli" deyince, konuşmaya başladı suriyeli abla "Biz Suriye'de oldukça varlıklı ve saygın bir aileydik. Eşim Prof Dr. ve Üniversitede öğretim görevlisi idi. Bir anda ne olduysa oldu, bombalar yağmaya başladı. Yaralandık, işkenceler gördük. Evlerimiz yerle bir oldu. Eşim işkencelerden dolayı felçli ve yatalak oldu. Konuşma yeteneğini de kısmen kaybetti. Biz Suriye'den gelirken sadece canımızı alabildik, şimdi bir iğnemiz dahi yok. Bu eşyalar ev sahibinin emaneti 2 gün sonra alacağını söyledi.
Biz yaşlı amcaya yönelerek, "tamam sakin olun, isteğinizi söyleyin" dedik, Öğretim görevlisi, Prof. Dr. Saygın, fikir sahibi olan amcamız, titreyen sesiyle ve yarı konuşmasıyla bize "Hasta bezi" dedi. Biz de bir kez daha, vatanın olmayınca tüm unvanların bir hasta bezi kadar etmeyeceğini anlayarak, içimize, içimize feryat ettik, ÖNCE VATAN.
Bodrum kata inerken genzimizi sızlatan gider kokusundan dolayı, nefes almadan inmeye çalışıyorduk. İçeri girdiğimizde evde Suriyeli Fatma, 3 yaşında oğlu ve 3 aylık bebeği vardı. Bombalamalardan dolayı sakat kalan, psikolojik sorunlar yaşayan eşi, hamallık yapmak için işe çıkmıştı.
Fatma'ya doğru yöneldik, Fatma yatıyor, yerlerde ve Fatma'nın yastığında ise kan lekeleri vardı. Geçmiş olsun dedik, Fatma konuşmakta zorlanarak, bize eli ile 3 aylık bebeğini göstererek "aç" dedi. Bebeği kucağımıza aldık, inanılmaz bir zayıflık içerisindeydi, günlerce aç kalmış, ölümün eşiğine gelmişti. Doktora götürdüğümüzde, bebeğin kurtulabilmesinin çok zor olduğunu, uzun süre gıdasız kaldığını söylediler. Fatma'nın ise vücudunda portakaldan daha büyük kitleler vardı. Fatma her yanını saran kanser hastalığına yakalanmıştı.
Fatmayla beraber uzun bir süre mücadele ettik. Lakin hastalık gün geçtikçe daha da ilerledi. Son zamanlarıydı yanına gittim, gözlerime baktı, elimi sımsıkı tuttu "Hocam senden son bir şey isteyeceğim" diye söze başladı. İçine derin bir nefes çekti "Ben Suriye'yi koklamak istiyorum. Ne olur, ölünce beni götürün, tel örgülerden içeri atın, toprağıma düşeyim" dedi.
Fatma şimdi kimsesizler mezarlığında yatıyor ve biz yine içimize, içimize feryat ettik. ÖNCE VATAN
Eve girdiğimizde yarı karanlıktı, önceden kömürlük olarak kullanılmış, hâlâ kömür kokusu taşıyordu. Tamamen karanlık olan kapıyı açtılar, Lambayı yakmalarını istedik. Lamba yanınca betonun üstünde yatan adam, bağırmaya başladı. Ampulü göstererek, korkmuş gözlerle bize bakarak bağırıyordu.
Sonra öğrendik ki Suriye'de işkence görmüş, vücudunun her yerine elektrik verilmiş. Biz tekrar ışığı söndürüp, odanın kapısını kapatınca, içimize içimize feryat ettik ÖNCE VATAN.
Dokuz yılda bu kulaklar neler duydu, bu gözler nelere şahitlik etti.
Suriye iki cephenin arasında gerçekleşen bir savaş değil, 3. Dünya Savaşı'nın gerçekleştiği bir toprak parçası olmuştur.
Suriye’de 6 ülke direkt, 23 ülke ise dolaylı olarak savaşın içerisinde yer alıyor. Birçoğu özel ordu mensubu olmak üzere 82 ülkeden binlerce savaşçı da burada çatışıyor.
Şu anda Suriye’de 2 binden fazla grup birbirleriyle çarpışıyor.
Sonuç; iki milyon ölü, 47 ülkeye yayılan 7 milyondan fazla mülteci.
Suriye Dünyanın en uzun süreli iç savaş yaşayan ülkelerinden biri olarak tarihe geçti. Leş kargaları gibi Suriye'nin her tarafını Saran zulüm güçleri, Suriyeli mazlumları ve çocukları tabiri caizse parça parça ettiler. Havasız, susuz nefessiz bıraktılar. Uzantıları ise sosyal medyada başlattıkları linç kampanyaları ile, yetimleri dahi bir lokma ekmeğe ve bir eski battaniyeye muhtaç ettiler.
Suriye, ülkemizin bekasını hedef alanlar için, bir yol haline geldi. Gözle görülür bir şekilde, tırlar dolusu silahlarla desteklenen terör örgütü grupları, eğitimlerle de güçlendirip, ülkemizin karşısında bir ordu olarak konuşlandırılmak istendi.
Bugün Ordumuz ve Devletimiz bu oyunu bozmak için mücadele ediyor. Bizim ise Vatan imtihanına girdiğimiz gündür.
Tüm görüşlere karşı ÖNCE VATAN.
Tüm partilere karşı ÖNCE VATAN.
Tüm hizip ve gruplara karşı ÖNCE VATAN,
deme günümüzdür.
Tecrübeler gösterdi ki vatanı olmayanın hiçbir şeyi olmuyor. ÖNCE VATAN