15.01.2020 10:38:52

Lütfiye AYDIN BİKE

Ülkemizde her yıl ortalama 3000 insan imtihanını yarıda bırakıp, kendi eliyle dünyadan ayrılıyor. Antidepresan kullanılmayan ev kalmadı. Toplumumuz neredeyse ilaçlarla gülmeye çalışıyor. 

 

Son teknolojiyle bile görülemeyen, çağımızın en sinsi virüsleri olan, hırs, tamah ve doyumsuzluk, hem bedenimize, hem ruhumuza, hem de çevremize, tahrip gücü yüksek silahlar kadar hasar veriyor. Bu hasar kalp, beyin, karaciğer, akciğer, böbrek gibi organlarımıza sirayet edip, içten içe ölümüne sebep oluyor. Dolayısıyla vücudumuzun bir çok yerinde, hayatı riske eden hastalıklar ortaya çıkıyor. 

 

Muhteşem bir sistem olan vucudumuz, bilim adamları tarafından da keşfedilen, tüm bu öldürücü negatif enerjilere ve virüslere karşı, mucizevi iki enerji üretir.

 

Bu iki enerji, insan vücudundaki tüm negatif enerjilerle savaşır. 

 

Birinci enerji, anne çocuğunu kendi sütüyle beslerken aktif hale gelir. Beyin boşluklarında beyaz bir ışık oluşur. Bu enerji vücuttaki tüm negatif enerjileri parçalayarak yok eder. Karşılıksız beklentisiz en içten paylaşmanın, hatta bedenini dahi paylaşmanın verdıği bu pozitif enerji, anneye hayatı boyunca her türlü olumsuzluğa karşı, mücadele etme ve direnme gücü kazandırır.

 

İkinci enerji ise, samimi ve beklentisiz, iyilik yapıldığı zaman, özellikle beyin bölgesinde aktif hale gelir. Mucizevi ve bilimsel bir aydınlık oluşur. Bu enerji Bedenlerdeki ve Ruhlardaki hasarlara yol açan negatif enerjileri parçalayarak yok eder. Dolayısla negatif enerjilerin körelttiği FARKINDALIK iyileşmeye başlar ve insanların hayatlarındaki değerlere ALGILARI AÇILIR. O güne kadar baktıklarını görmeye başlarlar. 

 

Bakmakla görmek arasındaki fark, Dünya ile Ahiret arasındaki fark gibidir. Aynada yüzüne her gün bakarsın, ama gördüğün zaman anlarsın gözlerinin göre bilmesinin, kulaklarının duya bilmesinin ne kadar büyük bir hazine olduğunu. Günde binlerce kez eline bakarsın, ama gördüğün zaman anlarsın, kendi elinle tutabilmenin ne kadar büyük bir kıymet olduğunu. 

 

İşitmekle duymak arasındaki fark da öyledir. Günde yüz kere anne diye bir seslenişi işittiğinde of diyebilirsin, ancak duyduğun zaman anlarsın, anne kelimesinin muhatabı olmanın, ne kadar büyük bir kıymet olduğunu. Duyduğun zaman anlarsın, "Anne" diye seslendiğin zaman, "Efendim Yavrum" diyen bir cevabın ne kadar kıymetli olduğunu.

 

Dünya hayatını huzurla kanaatle sakin ve doyuma ulaşmış bir şekilde geçirmek isteyenler, paylaşmanın mucizevi sırrını keşfetmek zorundalar. iyilik dünyaları değil, önce bizim dünyamızı güzelleştirir. 

 

İnsanlar avuç avuç ilaç kullanıyor, ama hastalığın en tesirli tedavisi kanaat, iyilik ve teslimiyettir. Siz siz olun, sağlığınız için sabah ve akşam yatmadan önce kanaat ve iyilik ilaçlarınızı mutlaka alın, vesselam.


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.