25.12.2020 16:16:07

Lütfiye AYDIN BİKE

Huzursuz dünya sendromununun her tarafı sardığı bir çağda yaşıyoruz. Doğusundan batısına, zengininden fakirine, gencinden yaşlısına, erkeğinden kadınına, âliminden cahiline, entelektüelinden sekülerine herkes huzursuz. Bayram şekeri gibi tüketilen ilaçlar giden tebessümleri geri getirmiyor. Tüm dünya olarak huzurlu bir  hayatın arayışı içindeyiz. İnsanlar "Daha fazla mutluluk için, daha fazla harca!" davranışına inandırıldı. Ne yazık ki harcadıklarımız, harcandıklarımızdan ileriye gitmedi.  

 

Artık tüm dünya olarak, geç kalmadan bir hakikatin farkına varmalıyız.  Tüketim, huzursuzluğun en etkin sebebidir. Tüketim her şeyin dengesini bozar.Hızlı tüketilen her şey değerini yitirir. Yarınlar hayalden çıkar, dünler özlenmeye başlar. Yarının hakkı dün tüketilirse, bugünün adı "huzursuz gün" olur. 

 

İnsan kendine tahsis edilen rızkını hızlı tüketirse, şifalı olan rızkı zarara dönüşür, vücudu şişerek sinyal verir. "Az tüketerek dengeyi sağla!" der. Şayet bu sese kulak verilmezse soyut yasa devreye girer. Karaciğer, böbrek vb. organlar tüketimin önüne geçerek dengeyi sağlamaya çalışır ve huzursuz bir yaşam başlar. 

 

Bu sadece insanlar için değil, tüm dünya için de böyledir. Su kararında tüketilirse faydalı temizlik olur. Fazla tüketilirse zarara dönüşür, kuraklık ve kıtlık olur. Toprak kararınca tüketilirse şifa ve lezzet olur. Hızlı tüketilirse, 20 yılda alınacak verim bir yılda alınırsa zehir olur, tatsız olur, bereketsiz olur. 

 

Duygular da böyledir. Kararınca tüketilirse kardeşlik olur, dostluk olur ,muhabbet olur. Hızlı ve taşkın tüketilirse abartılı kutlamalar ,abartılı davetler ,görseli bol dostluklar ,abartılı sofra arkadaşlıkları ile tüketilirse; güvensizlik olur ,aldatma olur ,hırs ve yalnızlık olur. 

 

Bütün bunların içinde en önemlisi insanlık tüketilirse, küresel huzursuzluk başlar ve asıl tehlike burada başlar. Hızlı tüketilen insanlık,  yaşam evi olan dünyayı tüketir. İnsanın yarısından çoğu diğer yarısının iyi yaşaması için tüketiliyorsa, savunmasız topraklar, diğer insanların daha iyi yaşamaları için, insan pazarı, çocuk pazarı, organ pazarı, onur pazarı oluyorsa, dunyanın huzurunun kaçması mutlak son olur. Yazıyı kaleme alırken Lübnan Filistin kampından 2 milyon filistinlinin aç ve açıkta olduğu haberi geldi, sınırımız Suriye çadır kentte milyonlarca insan selin ve yağmurun altında, Yemen, Arakan, Gazze Afrika, kan revanken dünyanın diğer yarısında huzur olmaz. 

 

Bizler de izleyenler olarak payımıza düşen huzursuzluğu en derinden hissederiz.  Dün selam vermemek için yol değiştirirken, bugün selama hasret kalırız. Dün kalabalıktan şikayet edip, ofis daireyi  tercih ederken,  bugün insan yüzüne hasret kalırlarız. 

 

Yeniden huzuru bulmanın yolu, üzerimizdeki nimetlerin  çoğalmasıyla değil, tesirinin artması ile olur. 

 

Yani dememiz odur ki, gelin hep beraber yüksek sesimizi kısalım ki ilahi kudretin mesajını duyalım.  Günün sözü SUS VE TÜKETME olsun, vesselam...


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.