İnsanlık tarihine ilişkin kayıtları incelediğimiz de şu gerçeği çok net görebiliyoruz; İnsanoğlu yaşadığı her dönemden şikayet edegelmiştir. Yüzyıllar önce yaşayanlar kendi zamanlarından, binlerle yıl evvel yaşayanlar gene kendi çağlarından hep serzenişte bulunmuş, Asr-ı Saadet dönemi cemiyet hayatı dışında şükrün gerçek manada toplumsal olarak vuku bulduğu pek görülmemiştir..
Hep daha iyiye, güzele, ideale özlem duymak insanoğlunun genetik kodlarında var.. Kim bilir, belki bu anlayabilen için bir motivasyon kaynağıdır... Hayatın daha mükemmele evrilebilmesi için, kültür ve medeniyetin gelişebilmesi için bir maniveladır, kaldıraçtır.. Hayat her alanda bir tekamül sürecidir zira...
Sıkıntı şu ki; yaşadığı dönemden en fazla şikayet edenler, dünyayı güzelleştirmek adına hiç bir şey yapmayanlardır..
Henüz kendini tanımadan, başkalarını ve yaşadığı çağı acımasızca eleştirmek sadece abesle iştigaldir.. Herkes önce kendini tanıyıp, düzeltmeye uğraşsa, eksiklerini giderip, fazlalıklarını çıkartsa dünya zaten düzgünleşecek, insanlar birbirine güzel örnek olacak ve şikayet unsurları bir bir ortadan kalkacaktır..
Bilge insanların, erenlerin, alimlerin hayatlarına baktığımız vakit bir lahza boş durmaksızın hem kendilerini geliştirip hem de beşeriyete, içtimai hayata bir şeyler katabilmek için gece gündüz didindiklerini görürüz. Hiç şikayet etmeden, insanları eleştirmeden.. Nefsini tanıyan kimseleri eleştirmeye takat bulamaz kendinde.. Çünkü nefis herkeste aynıdır.. Kimileri eğitir, yola getirir, nefsini binek yapar.. Kimileri boyun eğer nefsine binek olur..
Hayat da bunun için var zaten.. Hem içimizde hem dışımızda tekamül göstermek için var...
Gene hikmet ehli insanların sözlerindeki tesir gücünün kaynağı söz ve özün düetinden gelir.. İnsanın içi başka sözü başka olursa ne kendine ne etrafına fayda sağlaması mümkün olmaz..
Önce özünü eğitmeli insan.. Sonra sözünü söylemeli.. Özden gelen öze tesir eder.. Diğerleri bir kulaktan girer, diğerinden çıkar..
Özde karşılığı olmayan sözler en müstesna kavramları bile değersiz kılar... Misal Dava, Misal Aşk, Misal Sevgi- Saygı, Misal Merhamet vs.
Suiniyetlerin hakim olduğu yaşamlarda özle söz asla bir arada ahenk içinde barınamaz.. İkisini senkronize bir biçimde bir arada tutan yegane bağ hüsnüniyettir... Sözü güzel yapan söyleyenin özünün dengeli güzelliğindendir...
Velhasıl dünyayı değiştirmek istiyorsak, önce özümüzü düzelteceğiz...İç dünyamızda dengeyi yakalayacak, bin bir renkli baharı taşıyacak, yakamozlar gibi evrene ışığımızı yansıtacağız sonra...
Dışımızdaki dünyayı güzel kılacak yegane reçete İÇ DÜNYASI güzel olan insanların çoğalmasıyla mümkün...
Her işini hüsnüniyetle yapan, özüyle sözünün düeti harikulade olan güzel insanlardan olmamız dileğiyle..
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.