Yıllar önce, Türkiye düşmanı dış güçlerin desteği ile kurulan, beyinleri yıkanmış, acıma duyguları yok edilmiş örgüt üyelerinden oluşan PKK, Türkiye Cumhuriyeti devletini bölmeye, her hususta yıpratmaya, köyleri yakıp yıkmaya çalıştığı, bebekler dahil bir çok insanımızı katletmiş ve hala eylemlerine devam etmekte olan, tescilli bir terör örgütü olduğu ortadadır.
Bunun yanında, son derece acımasız ve cani olan bu terör örgütünün Türkiye sözcüsü, siyasi uzantısı ve destekçisi HDP olduğu da, sanırım sağır sultan dahil herkesin malumu.
Ama ne hazindir ki, bütün bu gerçeklere rağmen özellikle CHP, İP ve SP, bu örgütün uzantısı olan partiye olan açık destekleri de herkesin malumu.
Bunlar, bir yandan terör uzantısı olan HDP’ yi her zeminde desteklerken, diğer yandan sözde “Devletin esas çimentosu.” kendileri olduklarını ifade etmekten veya sözde “ Aman devlete zeval gelmesin. “ şeklindeki gayri samimi ifadelerde bulundukları ve milliyetçi, devletçi demeçler vermekten hatta, kraldan çok kralcı olmaktan bile çekinmediklerine şahit olmaktayız. Görüldüğü gibi bu parti liderleri, HDP ile olan bariz yakınlıklarına rağmen, yine her fırsatta pervasızca milli, milliyetçi ve devletçi olduklarını ifade etmeleri ise, son derece “ Profesyonel pişkinlik” dışında başka bir şey olmadığını düşünüyorum.
Eğer bu gayri milli duruşları “ Profesyonel pişkinlik” değil ise, o zaman Kılıçdaroğlu ve Akşener’e bir vatandaş olarak şunları sormak istiyorum.
1-Yıllardır, Türkiye’nin güvenliği ve siyasi bütünlüğünü bozmak için mücadele eden PKK terör örgütünün Türkiye sözcüsü ve siyasi uzantısı olan HDP ile neden beraber olduklarını ?.
2-Demokrasi diyerek, aslında 3-5 oy hesabından öteye geçmeyen basit siyasi çıkar uğruna HDP’yi alenen iç siyasette destekledikleri gibi, dış siyasete yönelik beyanlarda da, neden HDP ile sürekli aynı çizgide olduklarını sormak istiyorum ?.
Onların bu sorulara olan cevapları ne olacak bilemiyorum.
Ancak; bu liderlerin HDP ile yakın temas halindeki yol arkadaşlıkları devam ettiğine göre, bundan sonra bunların;
1- Türkiye’nin birlik ve beraberliğe yönelik tüm beyanları, açıklamaları, yorumları veya partilerine aldıkları sözde milli proğramların tamamında samimi olamayacakları,
2- Devletçi ve milliyetçi olduklarını ifade ettikleri tüm beyanların ciddiyetten uzak olacağı,
3- Güncel konulardan örneğin “ Andımız “ ile ilgili sözde rahatsız olduklarını ifade ettikleri her cümlenin bile, birer aldatma olduğu,
4-Şayet, PKK terör örgütü ile ilgili hasbelkader bir kınama kaçırmış olsalar da, millet nezdinde karşılık olamayacağı,
5-Ve, Türkiye’nin milli bekasına yönelik içten ve dıştan olabilecek saldırılara karşı bile, yapacakları hiçbir aleyhte beyan ve açıklamalara artık vatandaşımız kanmayacağı gibi, siyasi duruşları ile açıkça çelişeceklerini de, ifade etmek istiyorum.
SONUÇ OLARAK;
Bu şahıslardan Kılıçdaroğlu’nu, kendi döneminde CHP’ de yürütmüş olduğu politikasından ve siyasi duruşundan dolayı anlayışla karşılayabiliriz. Ancak, her gördüğümüzde Allah ve peygamberi, hak ve hukuku, helal ile haramı, devlet ve millete olan hassasiyeti ağzından düşürmeyen Karamollaoğlu ile, güya zamanında bu vatan için gece gündüz demeden terör ile olağanüstü mücadele etmiş, zaman zaman milliyetçiliği ve devletçiliği ile övünen, hatta Bahçeli’nin milliyetçilik vurgusunu ve çizgisini yetersiz bularak MHP’ den ayrılan Akşener’ i anlamak, hiç de mümkün gibi görünmemektedir.
Anlaşılan, Akşener’ in geçmişte devlet için yaptıkları hizmetler, şimdiki duruşu ve yaptıklarından çok farklı olmadığı, o zamanki çalışma ve icraatları da şimdiki gibi yapmacık ve birer algı yönetiminden ibadet olduğu, şu anda millet tarafından çok daha iyi anlaşıldığını, düşünüyorum.
Allah’a emanet olunuz.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.