Amasya şehzadeler diyarı, bir cümle padişahların en naif yadigarı. Bir nazlı hilal harşena kalesinden bakar. Yeşil ırmak Sakarya'dan daha nazlı kıvrım kıvrım akar. Misafirler soluklanalım diye yalıboyu evlerine giderler, begonvil çiçekli balkonlardan şanlı tarihin izlerini seyrederler.
Bir yandan Yavuz Sultan Selim Burmalı Minare Camii'ne doğru salına salına yürür. Diğer yandan ll. Murat'ın doğum müjdesinin yankısı her yanı bürür. Ilık bir esintiyle muradi bir şiir yüreklere dökülür.
"Uykuda dün gice cânum gibi cânân gördüm
Ten-i efsürdede kalkup eser-i cân gördüm"
(II. Murat)
Gözleriniz bir ara Fetih Camisinin önüne takılır, daha çocuk olan ll. Mehmet'in oturmuş hayal kuduğunu görürsünüz. Bir heyecanla seslenirsiniz "Senin adın Fatih Sultan Mehmet. Fethettiğin İstanbul'dan sana selam getirdim" diye.
Lakin içeri şehirden gelen nara sesi ile bütün hayalleriniz bozulur. Bir anda gerçeğe dönüverirsiniz. Bu kadim şehrin ve aziz tarihin tahribatını içiniz acıya acıya izlersiniz.
İçeri şehrin adı barlar sokağı olmuş. Şehzade Müzesi'nin duvarına boy boy içki şişeleri dizilmiş.
Birkaç cami imamına "Neden bu tahribata müsaade ediyorsunuz dediğimde "Biz de bundan çok muzdaribiz, yeni neslin hızla bozulduğunun farkındayız. İçeri şehirde kötü şeyler oluyor ama biz o tarafa hiç geçmiyoruz" demekle yetindiler. Alkolsüz işletme bulmak oldukça zor. Yerel halkın giremediği ikinci bir alkollu şehir oluşturulmuş gibi.
Her 50 metrekareye bir cami yapılan ve her caminin etrafında eğitim hücreleri bulunan, ilimin ve bilimin harmanlandığı, çağ değiştiren, dünyaya adaleti yayan padişahların yetiştiği bu kadim memleketin, bu hale gelmesine müsaade etmek gösterilecek en büyük zafiyettir.
Ben önce yetkililerimizden sonra bu kadim şehrin kadim insanlarından önemle rica ediyorum. Lütfen tarihimize ve bize emanet edilen yadigara sahip çıkalım.
Değerli okuyucular bu yazının yetkililere ulaşması için yayılmasına vesile olmanızı rica ediyorum.
Lütfiye Aydın Bike