29.03.2021 10:01:49
Lütfiye AYDIN BİKE
Her şey bir çekirdekle başlar. Varoluşun başlangıcıdır tohum. Tohum yeryüzünde göreceğimiz en büyük mucizedir. Tohum arzın semaya seslenişidir. Tohum, toprağın en kıymetlisidir. Onun içindir ki bağrına basar, göğsünde saklar. Tohum toprak ananın yavrusu gibidir, çiğnenir ama asla çiğnetmez, hemen küsüverir, meyvesini kesiverir.
Siz kupkuru bir odun parçası diye bakarsınız, içinde rengarenk çiçek saklar. Siz tatsız diye bakarsınız, içinden acı, ekşi, tatlı, bal akar. Siz reyihasız diye bakarsınız, özünde miski amber kokar.
Tohum nasıl ki varlığın sebebi ise, tohumun bozulması da yokluğun ve yoksulluğun sebebi olur.
Dünyayı ve gelecek nesilleri bekleyen en büyük tehlike, tohumların bozularak kaybolmasıdır. En büyük umarsızlık, toprağın bağrındaki tertemiz tohumu adeta çöpe atıp, yerine toprağa hançer gibi saplanan ve nesilleri yiyip bitiren, GDO'yu dikmektir. Kısa vadedeki kar için koskoca bir nesli heba etmektir.
Genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO), genetik mühendisliğinin müdahale yöntemiyle, bitkiler, bakteriler, virüsler ve hayvanlardan alınan genlerin birleştirilmesi sonucunda, yeni bir gen ortaya çıkarmasıdır. Bilinen küresel hastalıklardan, bağışıklık sisteminin zayıflamasından ve uzun vadede ölümlere sebebiyet vermesinden başka sonuçları da bekleniyor. Bu gen kontrol edilemediğinden dolayı, başka ne tür zararlar vereceği, bilim tarafından da bilinmemektedir. Küresel hastalıkların ciddi oranlarda baş göstermesi, hastanelerimizin gençlerimizle dolması, bunun işareti değil midir?
Yediğimiz içtiğimiz her şey, tatsız tuzsuz, muhabbetlerimiz ise huzursuz oldu.
Yani dememiz odur ki tohumunu kaybeden millet, her şeyini kaybetmiş bir millettir.
Ben, Recep beyin gönderdiği 10 bin yıllık buğdayı ektim. Hüseyin Bey'in Ordu'dan gönderdiği ata tohumu domatesleri ektim. Meral hanımın Aksaray'dan gönderdiği ata tohumu biberleri ektim. Fatma Hanım'ın büyük emeklerle derleyip topladığı ve daha birçok kardeşimin gönderdiği diğer ata tohumlarını da ektim. Kimi yüzyıllık, kim ise üçyüz yıllık.
Bozulmuş dünyaya rağmen, gelecek nesillere bozulmamış tohumlar bırakabilmek için, Yusuf (as.) gibi çırpınan kardeşlerimizin mücadelesi beni de heyecanlandırdı. Birbirini tanımadan, birbirlerine tohum gönderenlerin duyarlılıkları, beni de umutlandırdı. Balkonlarındaki saksıları dahi, bahçe haline getiren gayretleri, beni de duygulandırdı.
Bu sene başarabilirsem küçük bahçemde benim de tohumlarım olacak. Talep edene seve seve gönderirim. Yeter ki insanlığımız, gelecek neslin hakkını bugünden tüketmesin. Yeter ki atalarımızın bize tertemiz bıraktığı rızık, kirletilip gelecek nesillere çöp gibi atılmasın.
Hasılı kelam, şairin de dediği gibi "sen tohum saç, bitmezse toprak utansın" vesselam..

