Dünya garip bir konukhane..
Her nevi insanı hiç yüksünmeden taşıyabiliyor bağrında..
Hiç seçici davranmıyor ya da davranamıyor..
Tıynetine, huyuna, suyuna bakmaksızın muhtelif türevden her insanı öyle ya da böyle ağırlıyor, günü geldiğinde de el bile sallamadan yolcu ediyor..
Öyle alışmış ki görevine; umursamaz bir tavırla, çıldırtan bir sükunetle, gamsız haliyle gelene de eyvallah diyor, gidene de..
İnsanoğlu üzerinde ne yaparsa yapsın, sınırsız bir hadsizlikle ne dolap çevirirse çevirsin dönüp bakmıyor, gıkını bile çıkarmıyor, ne haliniz varsa görün dercesine purosunu tüttürüp görevinin biteceği günü bekliyor..
Düşünüyorumda dünyanın bir dili olsa, çağların bir sesi olsa ve zamanın mecali olsa, neler haykırırlardı beşeriyetin yüzüne yüzüne..
Dünyaya kızanlar, çağlara ve zamana höykürenler yanlış yapıyor hayli vakittir..
İnsan psikolojisi burada da yapacağını yapıyor esasında.. 'Yansıtma' metoduyla kendi kabahatini, suçunu, hatasını günah keçisi ilan edilen dünyaya yüklüyor..
Dünya insanoğlu olmasa yeşiliyle, mavisiyle, dağıyla, taşıyla, yıldızıyla, ayıyla, yağmuruyla, güneşiyle tertemiz bir koca mabed..
Bir Yaradılış harikası..
Onu çirkinleştiren, bitmeyen hırslarımızla, narsistliğimizle, vahşiliğimizle, ihtirasımızla, sınırsız güç tutkumuzla, baş olma sevdamızla, her türlü evrensel ve dinsel ve etiksel normu alaşağı eden, çıkarlarımıza göre şekillendiren ve dünyayı yorucu, yıpratıcı ve tiksindirici bir hale büründüren biz insanlarız..
Dünya Masum..
Çağlar Masum..
Zaman Masum..
Kendini bilmeden parayı bilen, gücü bilen, şehveti bilen ve tapındığını iddia ettiği her şeyin ardında aslında sadece kendine ve nefsine tapan insanların elinde kalan bu misafirhane masum...
Hatta sabır taşı..
Zira bir gün sabrı taşıp tersine dönse krallıklarını ilan eden para sevicilerin, güç sevicilerin, küçük dağları haşa ben yarattım diyerek kasıla kasıla gezinenlerin, basiretsizlikleriyle dünyayı yönettiklerini iddia eden bir nefeslik cılız can sahiplerinin tepetaklak halini görmek hakikaten ibrete şayan olurdu..
Yüzeyselliğin artık tüm evrende bir yaşam tarzı haline geldiği bir duygusuz ve ruhsuz atmosferde; kalemlerin de kalbi kırılıyor..
İlme, irfana, erdeme, fazilete, ahlaka sevdalı kalemler ve ömrünü bu uğurda harcetmiş olanlar, öğrenmenin, keşfetmenin, tefekkürün hazzını hiç bir nefsi hazla değiştirmeyenler nefes alamaz hale geliyor; dar kalıplara sıkışmış ruhları zindanda olan, huzursuz ve mutsuz ve ilkesiz beşeriyetin baskın yaşam alanlarında..
İlim, irfan, hikmet ve fazilet mektepleri hiç bu kadar talipsiz olmamıştı..Tüm İnsanlığın kayıtsız ve şartsız ihtiyacı olan bu pınarlar hiç bu denli boşa akmamıştı..
Parayı, metayı, ihtiraslarını değil de önce KENDİNİ ARAYAN insanlar var ya..
Yüce Allah onlara uzun ömürler versin, onların sayılarını artırsın..
Kendini bilen, her şeyi bilir..
Kendini bilmeyen, ne, ne aradığını ne de bulduğunda ne yapacağını bilir..
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.