25.01.2019 17:58:52

Neslihan SOYHAN MİCAN

        

Vakıa insanlar doğar, yaşar ve ölür... Sadece bu üç kelimenin arasındadır ömür dediğimiz kendi filmimiz...Başa sarma şansın yok, beğenmediklerini kesip atma şansın da yok, yani ilahi kameraların kaydına müdahale şansımız hiç mi hiç yok... O vakit bize düşen bu bilinçle yaşamayı hayat felsefemiz haline getirebilmek... Attığımız her adımdan, söylediğimiz her kelamdan, kapalı kapılar ardında çevirdiğimiz her dolaptan mesul olduğumuzu unutmadan yaşamak...

 

Toplumsal filmimizde bireysel filmlerden yansıyan iz düşümlerle çevrilir.. Yani kaliteli bireylerden oluşan toplumların filmi de kalitelidir.. Demek ki insan sosyal bir varlık olduğundan kendi filmi sırf kendini bağlamıyor, bulunduğu konuma göre içinde yaşadığı cemiyeti de ya direkt ya da dolaylı bir şekilde etkiliyor...

 

Bizim topraklarımız konum itibariyle asırlar boyu bağrında her türden insanı barındırmış.. Dâhiler, feylesoflar, alimler, şairler, şahane hükümdarlar, yiğitler, kahramanlar yetiştirdiği gibi; en kesif hainler, zalimler ve pespaye insanların da vücut bulduğu bir coğrafya olmuş maalesef...

 

Ama şükür ki asırlara hükmeden  şanlı tarihimiz de güllerimiz hep daha ağır basmış onlarca dikenin içinde.. En kritik anlarda ortaya çıkan, krizi yok eden, uçurumun kenarından döndüren, kaos atmosferini bir hamlesiyle tersine çeviren, dünyamızı değiştiren bir gül hep olmuş çok şükür...

Seyit Onbaşılarımız, Yunan işgaline asla izin vermeyeceğiz diyerek ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsinlerimiz(Osman Nevres) ve Memleketi büyük bir facianın kıyısından döndüren Yiğit Ömer HalisDemirlerimiz v.b her devirde yetişen güllerimizden... Yüce Rabbim hepsinden razı olsun.. Minnettarız ebediyen... 

Henüz Cennet bahçelerine uğurladığımız çok taze gülümüz olan adını yazarken ve anarken  bile yüreğimizin titrediği  Şehidimiz Ömer Halisdemir’e  Vatan borçluyuz Vatan...

Düşmanın içimizden büyüyüp beslendiği, dallanıp budaklandığı öyle kaotik bir zamanın yiğidiydi ki o... Bir kurşunla yaptığı hizmetin kıymeti ileri ki yıllarda çok daha iyi kavranacak ve nesilden nesile aktarılacaktır...

 

Hikmet ırmağının bir ferdi olan Yiğit Ömer Komutan,  Abdülhamit Han indirildiğinden beri sükuta bürünen  İslam Coğrafyasının kulakları sağır eden mert bir çığlığı oldu.. Yeter artık dedi.. Artık Yeter....!

 

Gösterişsiz ama vakur şehadetiyle Vatanı soysuzlardan kurtarırken hal diliyle bize de vasiyette bulundu...

 

Sınırlarımızı cephaneliğe döndüren, içerde ve dışarda tüm kozlarıyla, kuklalarıyla üzerimize gelen, kendilerini bu dünyanın efendisi, yıkılmaz bir dağ gibi gören vampirlere karşı vatanımıza sahip çıkarken, müdafaa ederken en güçlü silahımızın  ‘ Kardeşlik Ruhu’ olduğunu salık verdi  dimağımıza..

 

O normal hayatta munis, ama 15 Temmuz gecesi Aslana dönen çehresiyle bütün bir millet adına Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun  şu sözünü ispatladı dünyaya...

‘KAN DÖKMEYİ SEVEN BİR MİLLET DEĞİLİZ, AMA SÖZ KONUSU VATAN İSE; DÜNYANIN ŞAH DAMARINI KESERİZ’

 

Şimdi  Şehit Komutanımız Ömer Halisdemir gibi Vatanımızın Bekası için  Afrin Operasyonuyla yedi düvelle cebelleşen Mehmetçiğimizin Rabbim yar ve yardımcısı olsun.

 

Yüzyıllardır bu topraklar için can veren tüm şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun.

 

Gönüllere kazınan ve sonsuza kadar milyonların duasına mazhar olan YİĞİTLERİN kutlu hitamı gösterişsiz, sade ve fakat ASIRLARA DAMGA VURACAK KADAR DOKUNAKLI OLUR...

 

 

 

 


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.