Fahreddin Paşa, Türk Sancağını göğsüne sarmış, sağ kolunu Peygamber Efendimizin mezarına doğru uzatarak yüksek bir sesle 'Ya Resulallah ben seni bırakamam' diye haykırmıştı.
Arap halkları değil, İngilizlerin ve Amerika'nın kuklaları haddi aştı. Hem de ilahi gazabı celb edecek boyutta aştı.
Kuklalar koskoca bir Ümmeti temsil etmez. Kuklaları oynatan elleri görmeyenler, gerçek düşmanlarının kuklalar olduğunu zannederler. Dolayısıyla KUKLALARIN ÜZERİNDEKİ KIYAFETİN, MİLLETİNE DÜŞMAN OLURLAR. Kuklayı oynatanların amacıda, ümmeti milletlere bölüp, milletleride birbirine düşman etmektir zaten.
Biz üzerine yemin edilen kalemin çizgilerine bakarız, hain ellerin çizdiği çizgiler, bizi çok da enterese etmez. Hainlerin işbirlikçisi olan, içleri dışları gibi durmayan, koltuk bağımlıları yüzünden, Afrika'daki Yusuf'un, Balkanlardaki Ayşe'nin, Yemen'deki Ali'nin, Suriye'deki Emine'nin, Gazze'deki Ahmet'in ve dahi Mescidi Aksa'nın, Ravza-i Mutahhara nın ve Kabe'nin umudunu yere düşürecek değiliz.
Ümmetin her bir parçası sömürülür ken, ezilirken, canlarına, mallarına, namuslarına kast edilirken, Ebu Gureyb cezaevinde Müslüman hanım kardeşlerimizin namusları çiğnenirken, şu an dahi Suriye zindanlarında binlerce hanım kardeşimizin Onuruna dokunulur ken, Yemem de, her 5 dakikada bir çocuk açlıktan ölürken sessiz kalanlar, basiretsiz kalanlar, bilakis müsebbibi olanlar, şimdi syonistler ile beraber aynı sesi çıkarıyorlar.
Şaşırdık mı, hayır. Zaten bunların yürekleri siyonistler ile değil de, ümmet ile beraber atsaydı, bugün Ümmet coğrafyası kan ağlarmıydı.
Yeniden ifade etmek istiyorum ki hain ellerin çizdiği çizgiler, bizi enterese etmez. Biz üzerine yemin edilen kalemin çizgilerine bakarız. O kalemde bize "inananlar ancak kardeştir" der. Yani basit bir ifade ile diyoruzki, daha dün bizim vilayetimizdiniz.
Haddi aşmayın