Menü İdeal Yaşam
Lütfiye AYDIN BİKE

Lütfiye AYDIN BİKE

Tarih: 23.07.2020 13:07

BİZ EN ÇOK AYASOFYA'DA AĞLARDIK

Facebook Twitter Linked-in

Bilir misin Oğul! Üzerinde dogduğun bu muazzam devletin hudutları, adriyatik denizinden Basra Körfezine uzanıp, Şark'tan, Garb'a , yirmi dört milyon km. üzerindeki tüm kulaklara"Yâ Valiyete Külli Mazlûm" "TÜM MAZLUMLARIN SIĞINAĞI" diye sesleniyordu.

 

Her dinden her milletten insanlar, huzur ve güvence içinde yaşar, zulme rıza gösterilmez, mazlumun hakkı korunurdu. Sınırlarımız dışında dahi milletimizden ve dinimizden olmayanlar adaletin tesisi için dedelerimizden yardım isterlerdi. 

 

Tarihimiz bu adaletli saltanatın vesikalarıyla doludur. Bu sayısız vesikalardan biriside, Fransa Kralı Fransuva’nın annesi Luiz dö Savua'nın Kanunî Sultan Süleyman Han'a mektubudur.

 

"Dünyanın ma'mûr köşelerinden birçok ülke ve şehirlerin hâkim ve padişahı ve bütün mazlumların dâdgâhı olan sultân-ı muazzam ve hâkân-ı mufahham hazretlerine arzım budur ki, Almanya ve İspanya Kralı Şarlken, oğlum Fransuva'yı Pavia muharebesinde esir edip hapsetti. Şimdi ise âlemin tasdik ettiği azamet ve şanınız ile oğlumu düşmanımızın kahredici pençesinden kurtarmak lütfunu buyurmanızı zât-ı şâhânenizden bilhassa niyaz ederim" diye yardım talep ediyordu.

 

Ey Oğul! Kısa bir zaman içinde nasıl olduğunu tarihlerde okuyacağın, âlemi kana boyayan, ateşlerde yakan pek yaman hadiselere sürüklendik.

 

Kolu bacağı koparılmış, her bir azası bir yerden feryat eden gövdeye döndük. Gözümüz Bosna'da ağlar, elimiz Yemen'de sızlar, boğazımız Mekke ve Medine'de düğümlenir, Mescidi Aksa'da iflahımız kesilir, Ayasofya'nın kapısında hıçkırıklara boğulurduk. 

 

Ey Oğul! Biz en çok Ayasofya'da ağlardık.

Her gittiğimiz Mazlum coğrafyada "nerede kaldınız, biz sizi bekliyoruz" dediklerinde hıçkırıklarımızı içimize gömüp, geri döndüğümüzde Ayasofya'nın karşısına geçip, yüreğimize gömdüğümüz feryatları, acıları, yalvarışları, bekleyişleri, hıçkırıklarımıza sararak kilitli kapının onüne bırakırdık.

 

Ey Oğul! Biz o kilitli kapıya neler neler bıraktık. Bozkırların al yazmalısı, saçının teline cihan yakılan kızların, zindandan bizi öldürün diye yazdığı mektupları bıraktık. 

 

Doru atların üzerinde büyüttüğümüz, Cihan'a nam salacak diye yürüttüğümüz çocuklarımızın "cennette ekmek var mı" deyişlerini bıraktık. 

Alnının çizgileri yol haritamız, bastonunun sesi hizamız, omuzumuza dokunan eli dağımız olan, dedemizin kanla karışan sakallarını ve süzülen gözyaşları ile "çook dövdüler" diyişini bıraktık.

 

Sınırları çizenlerin, sınır tanımadan vurdukları, hak ve hakikat ten uzak düzen kurdukları, ayaklaŕın baş olduğu, imanların taş olduğu yılların acısını bıraktık.

 

Oğul ençokta umutlarımızı, yarınlarımızı hasretimizi, vuslatımızı, bir de duamızı bıraktık.

Bugün, kara kışta yere düşen tohumlar yeşermeye başladı Oğul! Bu gün size, kapısı ardına kadar açık yorulduğunuzda sırtınızı dayayacağınız koskoca bir dağ bıraktık. Biz size özgür bir Ayasofya bıraktık Oğul!!!

 

Şark'tan Garb-a tüm Cihan'da mazlumların sığınağı olmasına, Ülkemize nice hayır kapılarının açılmasına ve öncelikle Mescid-i Aksa'nın özgürlüğüne vesile olmasına umut ve dualar ediyoruz.

 

ÖZGÜRLÜĞÜN MÜBAREK OLSUN AYASOFYA


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —