Mustafa KAPLAN

Tarih: 11.06.2019 11:36

DERİN DÜŞÜNCE

Facebook Twitter Linked-in

"Dil bedest averki Hacı ekberest

Ez hezaran Kabe yek dil bihterest
Kabe bünyadi Halili Azerest
Dil nezergahi Celili ekberest" Bu Farsça dizelerin Mevlana Celaleddin Rumi'ye ait olduğunu çoğunuz sanırım biliyorsunuz.
Yani, Gönül yapmak en büyük hactır.Bir gönül yapmak bin hac'tan daha iyidir.
Hacı Putçu Azerin oğlu İbrahim yaptı.
Gönül ise, Allah'ın nazargâhıdır.Şimdi Yaratılan hiç bir şey yoktur ki; Allah'ın indinde kıymeti olmasın.Canlı cansız,zerreden,kürreye,her şey Allah'ın künfeyekün tezgahında  işlenerek; varlık platformunda tezahür eder. Çevremizde gözlerimizin gördüğü her varlık,habeden kubbeye kadar, üzerinde tefekkür etmeye değer.Biz ne kadar derin düşünme yeteneğimizi geliştirirsek, kainat;içindekilerle beraber o denli anlam kazanır, Allah'a olan inancımız daha kavi olur.Ona karşı sevgi ve hayranlığımız daha fazla artar.Buda bizi iyi bir kul olma yolunda dirayetli ve bilinçli kılar.Cümle mahlukat, mutlak kudret sahibi Allah'ın birer ismi tecellisi,birer aynasıdır.O  aynalarda Allah'ın Cemalini, amakı efkarla seyretmek(derin düşünce)mümkün.Şeyh Sadi Şirazinin dediği gibi; tabiattaki görünenler, Allah'ın yaratılıcığına şahitlik eden birer defter hükmündedir.Bir sivrisineğin bile yaratılış itibariyle mükemmeligi hayrete, son derece hayranlığa şayandır.
Tabiatı bir sofra yapıp,tüm canlı mahlukatı rızıklandıran,kâinatı bize musahhar kılan Allah'a karşı;bu menfi fiileri işlemek nimeti küfran olmaz mı?
Onca güzellik varken,çirkinlikten yana tercih kullanmak,batılı hak sanıp;dalalete sapmak ne derece doğru dur,buyururun siz karar verin.
Yaratandan ötürü yaratılanı sev diyen Yunusun sözlerine kulak verilse; Kurtla Kuzu çok güzel bir ikili olur.
Gülü ,dikenini görmezden gelerek sevebilirsek,o zaman Güldeki güzelligi,güzelliğini aldığı kaynağı keşf ederiz ancak.Allaha karşı aczini hatırlaması için sırtına kusurları yüklenen insanı bu şekilde telaki edip,müsbet yaklaşım sergilemek, beşeri ilişkileri meşru mecralarda devam ettirmek gerekir.
Egomuzu tevazu tenceresine koyup, sevgi ateşiyle buharlaştıralım ki,erdem olma makamına erişelim.Yoksa,benlik çukurunda kayb olur gideriz.
Kuran'da Nahl süresinde Allah'ın bal arısına vahyi etmesi,onu muhatap kabul etmesi ,onun yaratıklarına verdiği değeri  gözler önüne sermiyor mu?
Kaldıki insan; yaratılanların arasında en kıymetli olanıdır.Bu durumda bizim birbirimize sevgi saygı öğeleriyle yaklaşmamız ,kin ve nefteti bir kenara iterek; baki olan,bu kubbede hoş bir seda bırakmamız daha doğru olmaz mı?
İnsan bozuk para gibi harcanmayacak kadar çok değerlidir..İfsada müvekkel kişi, büründüğü müfteri kimliğiyle yarın mahkeme-î Kübra'da  nasıl bir yüzle Hak'kın huzuruna  çıkacak;doğrusu mühim bir merak sorusu.
Dünya ahiretin tarlasıdır,her kim ne ekmişse; kuşkusuz orda onu biçecektir.
Sadece yiyip içip,gezip tozmakla hayatınıza anlam katamazsınız.Dedim ya, tefekkür;İnsanı hayvandan ayıran en somut özelliktir.Aldıkları İlahi emirle, bırakın canlıyı cansızı; bir tek tırnağı bile, mutlak bir itaat içinde durup dinlenmeden inşa eden hücreler ve hücreleri yapan atomları düşündüğünüz vakit,her varlığın, özellikle Allah'ın; eşrefi mahluk makamına yükselttiği insanın nasıl bir kıymete sahip olduğunu anlarsınız.Allah'ın, içtimai rabıtatanın sağlanması için insan oğlununa bahş ettiği ulvi duyguların terkinde ne değerlerin heder olduğunu görememek ,veya duyarsız kalmak kitlesel bir dejenerasyonun oluşumuna katkı sağlamaktan öte gitmez.
Bize emanet verilen dilin  istismarı,beli kurallar içindeyken,bunu na meşru bir zeminde icra etmek, bir insanı ala-yi illiyyinden;esfeli safiline  indirir.Oysa bizden istenen,  birbirimize karşı hoşgörü, karşılıklı sevgi saygıdır.
Allah'ın, Kuran'da sürekli düşünmekle ilgili kullarına verdiği emir ve buyrukları,hemen hemen hepimizin okuyup, idrak etmeye çalıştığımız bir gerçek.Onun emirleri doğrultusunda
  işlenen akıl, vazifesini dürüstçe yapan yüksek mevkideki bir memur gibidir.Aksi taktirde bu kıymetli organ,bir takım şeytani ve nefsani desiselere alet edilirse, onlara  ancak hizmet eden adi bir uşak derecesine düşer ki; mahşer günü Rabbi, verdiği emanetin nasıl istimal ettiği konusundaki sorusuna verecek cevabı olmaz.
O halde gönül yıkıcı değil,yapıcı olalım. Savaş değil,barıştan yana olalım.Dost olalım,dost kalalım.Her şeyden önemlisi samimiyetimizden asla tavizkâr olmayalım. Şairin dediği gibi."Kırma gönül şişesini
Yapan bulunmaz,bulunmaz."hepinize gönülden sevgilerimle.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —