Neslihan SOYHAN MİCAN

Tarih: 30.05.2019 18:55

İHTİYACIMIZ OLAN DİL..!

Facebook Twitter Linked-in

İnsanlar arasında anlaşmayı, fikir, duygu ve düşünceleri pürüzsüzce paylaşmayı sağlayan, en gelişmiş iletişim aracı olan dil ve bu dile egemen olan üslup bir toplumun nasıl bir toplum olduğunu maksimum düzeyde gösteren en önemli belirteçtir.. 

Kısaca dil her toplumun kendine ait ses bayrağıdır ve o toplumu tanımak, yapıtaşlarını kavramak, medeniyet seviyesini belirlemek, süregelen yerleşik değerlerini anlayabilmek için baş vurulan en önemli kaynaklardan biridir..

Güzel Türkçemiz zamanın uzun, kıvrımlı, çoğu vakit karanlık ve engebelli yollarında hayli dejenere olmuşsa da halen dünyanın en kadim, en güzel ve en anlamlı dillerinden biri olma özelliğini korumaktadır..

Ve fakat bizim bu sütunda bahse konu olan durum Öz Türkçecilik uğruna dilim dilim doğranan, adeta tüysüz kuşa çevrilen ve üstüne üstlük  günümüzdeki popüler kültürlerin baskın istilasıyla hepten dumura uğratılan Türkçemiz değil...

Toplumun her kademesinde yaşıyor olduğumuz ‘değer çürümesi’, kapitalist sistemin büyük bir maharetle dönüştürdüğü ve toplumun kahir ekseriyetini teşkil eden ruhsuzlaşmış, duygusuzlaşmış, umursamazlaşmış, katılaşmış ve kabalaşmış insan kitleleri ve maalesef tercih ettikleri iletişim biçimidir..

Siyasi arenadan tutun da, şarkı sözlerine varana değin, parti taraftarlarından tutun da,  takım taraftarlarına varana kadar, öğrenci öğretmen, ebeveyn çocuk, patron işçi, amir memur, arkadaş dost ortamları da dahil konuşma üslubumuz; her geçen gün saygıdan, sevgiden, hoşgörüden, edepten, nezaketten ve bizi biz yapan her bir erdemden, faziletten, değerden hızla uzaklaşmakta, irtifa kaybetmektedir..

Maddi kayıplara derinlemesine üzülen artık kapitalist sistemin birer figüranı olmuş zihinler, en büyük zenginliğimiz ‘manevi değerlerimiz’ elimizden, avucumuzdan, yaşamlarımızdan ve topraklarımızdan hızla kayıp giderken hiç hayıflanmamakta, üzülmemekte ve kaygı duymamaktadır...

Oysa insanca yaşamamızı sağlayan temel taşlarımız yani değerlerimizin yitirilmesi telafisi mümkün olmayan felaketlere yol açacaktır ve açmaktadır da...
Toplum olarak daha evvel aşinası olmadığımız iğrenç fiiller, suçlar, teşebbüsler şimdilerde bu topraklarda hayat bulmakta, rahatça işlenebilmektedir..

Tutunduğu ‘değeri’ olmayanın ederi de yoktur...!

İlkesi olmayanın ülküsü yoktur..!

Bu topraklar yüzyıllar boyu kardeşçe yaşamayı başaran insanlardan müteşekkil kutlu yerler oldu..
Hiç kimsenin yaşam stiline, dinine diyanetine bakılmaksızın herkesin herkese yardım ettiği bir Merhamet Deryası, Dayanışma ve Yardımlaşma Ummanı, Nezaketin, Hoşgörünün her haneye egemen olduğu Hikmetler Diyarıydı adeta bu topraklar..

Medeniyetler Tarihine altın harflerle yazılmış ‘Merhamet Medeniyetinin’ çağlar boyu yaşatıldığı bir coğrafyanın varisleriyiz...

Lakin şimdi verdiğimiz görüntü hakikaten yürek burkucu, hüzünlendirici ve umut kırıcı...

Senden olmayanın yaşamasına müsaade etmezsen SEN DE VAR OLAMAZSIN....!

Kainatta her şey zıttıyla kaim..
Gece karanlık, gündüz aydınlık..vs. 

Bizler ki bir vakitler edebin en önemli hayat düsturu kılındığı ecdadın torunlarıyız...

Fikirlerimizi paylaşalım, konuşalım, tartışalım ve fakat önce  ‘İLETİŞİM AHLAKINI’ öğrenelim...!

Muhtevası hakaret, tehdit ve galiz söz barındıran bir dil ‘Müslüman Ahlakıyla’ bağdaşmayan bir dildir..

Fikriyatına güvenen hiç kimse böyle bir dil kullanmaya tenezzül etmez..

Ne mutlu inandığı değerlerle bağdaşık bir yaşam süren kutlu şahsiyetlere.. 

Bizim herkesi kucaklayıcı, sarıp sarmalayıcı, kutuplaştırıcı değil birleştirici bir ortak lisana ihtiyacımız var..

Hazreti Yunusları, Mevlanaları, fikir ve gönül abidelerimizin veciz sözlerini sosyal medyada, orda burda paylaşanlara değil; o söylenilenleri önce kendine, kendi benliğine, tüm hücrelerine hazmettirip ardından örnek yaşantısını bizimle paylaşan gönül insanlarına ihtiyacımız var..

Yaftalamak, yıkmak, yakmak, dışlamak, bağırıp çağırmak, gönüller kırmak, tel’in dili kullanmak; asırlar boyu bu topraklarda her düşünceden, inançtan, meşrepten 72 milleti bir arada asayişle yönetmiş şanlı ecdadın torunları olan bizlere hiç yakışmıyor..

Acilen hem de çok acilen; nezaket, zarafet, letafet, hoşgörü, sevgi ve saygı dilini tepeden tırnağa toplumun her kademesinde işlevsel kılmaya ihtiyacımız var...


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —