Kürşat MİCAN

Tarih: 14.01.2019 18:51

MÜSLÜMANLAR DÜNYADAKİ EN HAYIRLI TOPLULUKTUR!

Facebook Twitter Linked-in

 

Her müslümana düşen görevlerden bir tanesi ‘Emr-i bil maruf nehy-i anil münkerdir.’ Yani iyilikleri yapmak, yaymak, nüfuz eftiğimiz insanları kötülüklerden men etmeye çalışmaktır.

Gerek sözlerimizle, yazılarımızla gerek hal dilimizle iyilikleri teşvik etmeli, kötülüklerin zararlarını dilimiz döndüğünce anlatmalıyız.

Tabii her şeyden evvel örnek yaşantımızla insanlığa rol model olmayı başarmalıyız.

Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerimde, ''Sizden hayra çağıran, marufu emreden, münkerden vazgeçirmeye çalışan bir ümmet bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir" (Ali İmrân, 3/104) buyurulmaktadır. Bu ayetle marufun emredilmesi ve münkerden menedilmesi işi bütün İslâm ümmetine farz kılınmıştır.

İslâm uleması bu görevi ümmet içinden bir grubun yapmasıyla diğerlerinden sorumluluğun kalkacağını, ancak hiç kimsenin yapmaması halinde bütün müslümanların sorumlu ve günahkâr olacağını bildirmişlerdir.

 

Başka bir ayet-i kerimede gene Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. Marufu emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışırsınız; çünkü Allah'a inanıyorsunuz...'' (Ali İmrân, 3/110).

 

Müminler, dünyadaki en hayırlı ve iyiliği emreden, kötülüklerden alıkoyan en güzel ahlâkla yetişmiş bir toplumdur. Bu toplumun korunması için bu ayetlerle dinin en önemli ilkeleri olan iyiliğe, doğruluğa, güzelliğe, çağırmak emredilmiştir.

Peygamber Efendimiz Muhammed Aleyhisselamda bu konuyla alakalı şöyle buyurmuştur: "Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle onun kötülüğünü söylesin; buna da gücü yetmezse kalbiyle ona buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir'' (Müslim)

Marufu emretmek, münkerden alıkoymak sorumluluğunun ağır bir yük olduğunu Peygamber Efendimiz’in şu buyruğu ortaya koymaktadır: "Bana hayat bahşeden Allah'a andolsun ki, siz ya iyiliği emreder kötülükten alıkoyarsınız ya da Allah kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz fakat duanız kabul edilmez" (Ebû Dâvûd)

 

Bir toplumda ma'rûfu emreden, kötülükten menedenler olmazsa giderek münker olan işler bírer kural haline, bir yaşama biçimi haline gelirler. Şeytanlar hak ile bâtılı karıştırır, doğruyu bozarlar; insanlara Allah'ı unuttururlar. Böyle bir toplumda müslümanın tavrını yine âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin şu buyruğunda bulmak mümkündür:

 

"Sizde iki sarhoşluk ortaya çıkmadıkça Allah tarafından gelen hak din üzere devam edersiniz: Cehâlet sarhoşluğu ve dünyaya aşın düşkünlük. Siz iyiliği emreder, kötülüğe engel olur ve Allah yolunda cihad ederken içinizde dünya sevgisi oluşuverince iyiliği emretmez, kötülüğe engel olmaz ve Allah yolunda cihadı bırakırsınız. O gün Kitap ve sünnetin emirlerini yaymaya çalışanlar Ensâr ve Muhâcirlerden İslâm'a ilk giren kimseler gibidirler. ( Bezzar)

"İyileriniz zâlimlerinize yardakçılık eder; Fıkıh kötülerinizin, saltanat da küçüklerinizin eline geçer. İşte o zaman fitnenin hücumuna uğrar ve birbirinize düşersiniz" ) ''(Bu durumda ise) açık günahlar herkese zarar verir, kötüler iyilere musallat olur, iyilerin de kalbi mühürlenir, lânetlenirler. Fitne günlerinde ise sabırlı olmak ateşi kor halinde elde tutmak gibidir"

Yüce Allah bizleri din-i İslamı layıkıyla yaşayan, anlatan, insanlığa her haliyle örnek olan hakiki müslümanlardan eylesin.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —