Neslihan SOYHAN MİCAN
Tarih: 25.01.2019 17:58
RUHLAR DEŞİLDİKÇE DERİNLEŞİR…!
RUHLAR DEŞİLDİKÇE DERİNLEŞİR...!
Hayat her birimiz için çeşit çeşit imtihanlarla dolu, dünyevi zaviyeden bakınca uzun, zaman mefhumunun hakikatinden bakınca esasında çok kısa ama öyle ya da böyle yaşanılacak ve illaki bitecek oldukça çetrefilli bir geçit...
Ne kendi isteğimizle doğarız ne de ömür süremizi tayin etmeye muktediriz... Sadece cüz-i irademiz kapsamında önümüzdeki seçeneklerde tercih hakkımız mevcut... Her zaman çift çift gelir yollar, mefhumlar, oluklar önümüze. Hangi oluktan içeceğimize, hangi yoldan yürüyeceğimize, hangi kuralları kendimize ilke edineceğimize biz karar veririz... Sonra da günü geldiğinde verdiğimiz kararların, yürüdüğümüz yolların, neyi niçin yaptığımızın hesabını veririz.. Hepsi bu... Ve hayat bu...
Bizim sorunumuz şurada başlar; dünyanın geçicilik gerçeğini, tıpkı bir çok realiteyi ve kavramı anlamakta yapageldiğimiz gibi derinlemesine hissedemeyişimiz.. Burayı bir misafirhane, geçici bir konak, mutlak sonu olan bir geçit gibi görsek, görebilsek sorun olarak gördüğümüz bir çok şeyin çözüm formüllerinin ne kadar da basit olduğunu kavrayabileceğiz...
Kendimize zaman ayırabilmeyi, etrafımıza ve kendimize susup, ruhlarımızı dinleyebilmeyi bir öğrenebilsek yani rutin olarak gerekli dozda tefekkür ilacımızı alabilmeyi bir başarabilsek daha huzurlu geçeceğiz zamanın içinden...
Hayat bir tarafına bal bir tarafına acı sürülmüş bir dilim ekmek gibi... Yaşayan her can bu kaçınılmaz dilimin iki yanından da tatmak zorunda... Bize düşen hayat denen kimi vakit hüzünlü, gamlı, kederli, kimi vakit neşeli, huzurlu ve saadet yüklü keşmekeşin içinden geçerken sabır, şükür, tevekkül ve illa ki, illaki art niyetsiz, halis, samimi, vefalı ve sadık bir kalple hareket etmek... Ve dünyanın en kesin ve de en keskin, en büyük gerçeği olan ölümü hatırımızdan bir an olsun çıkarmamak.. Ölümün her an yanı başımızda olduğu bilinci insanı her türlü kötülükten alı koyacak kalibrededir zira.. Gerçek anlamıyla ölüm olgusunun farkındalık düzeyine ulaşan insan; değil bir insanı, karıncayı bile incitmekten imtina eder.. Adalet terazisi maksimum düzeyde işler.. Attığı her adımı uhrevi bir sorumlulukla atabilen insanlar aşkın insanlar, bilgece yaşamaya çalışan insanlardır...
İşte insanoğlunu meleklerden üstün hale getiren böyle aşkın ruhların deşildikçe, derinleştikçe, acı imtihanlardan başarıyla geçtikçe, nimetler yağarken de şımarmayıp şükür ettikçe, varlığı ve yokluğu aynı gönül ikliminde kucakladıkça pekiştirdikleri gelişkin olgunluktur...
Böyle gelişkin ruhlar o ne der, bu ne der diye yaşamaz hayatı.. Tek kıstasları vardır; Allah ne der...!
Yüce Allah hepimizi bu üstün olgunluk düzeyine ulaştırsın..
Velhasıl acılar, dertler, koyu hüzünler deşer insanı, deştikçe derinleştirir, oydukça gizli cevherler ayan olur... Elmaslar, inciler, en kaliteli madenler hep derinlerdedir yeryüzünde, yüzeyde olanlar yalnız çakıl taşlarıdır...
Malumdur ki dünyaya altın harflerle yazılmış en seçkin insanlar, bilgeler, komutanlar, sanatçılar, çığır açanlar vs. en fazla acıya, zorluğa, sıkıntıya duçar olmuş insanlardır..
Yüce ruhlu insanlar; en kesif acıların mahsulüdür zira...
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —