Havaya, suya, toprağa kısaca dünyaya cemreler düşeli çok oldu biliyorum... Milyonlarca yıldır süregiden rutini bu tabiatın... Kanunlar belli, görevler belli, sistematik düzen belli.. Aykırılık, sıra dışılık, durağanlığa geçit yok yani..
Ve fakat dünyanın kendine münhasır bu kusursuz işleyişinde öyle müthiş bir ahenk var ki.. Akıllara ziyan.. Hiç bir şey bağımsız değil ama bütünüyle bağımlı da değil.. Her şey bir noktasından, hayati önemi haiz bir noktasından bağımlıyken diğer noktalarda özgün ve özgür... Ama bütüne uyumlu, bütünle ahenkli, bütünle bütünleşmiş vaziyette.. En akıllıyım diyenleri bile hayretler içerisinde bırakan Asude bir denge içerisinde.. Özetle evren bir dengeler manzumesidir..
Her bahar cemreler düşer.. özlemle, hasretle, tutkuyla kendisini bekleyen doğaya... Tabiat beklerken cemrelerin yolunu onarım sürecini tamamlamış, işlevini kaybeden kısımlarını revize etmiş, tazelenmiş, yenilenmiş ve bütünle bütünleşmeye hazır hale gelmiştir...
İnsanlarda böyledir.. Tabiattaki her vardan kendi bünyesinde barındıran insan doğanın en belirgin, en seçkin ve en ayan nüvesidir.. İnsan doğanın asli unsurudur... Ve tamlanandır.. diğer her şey tamlayan..
Lakin insan kaçar.. Kendinden kaçar, ruhundan kaçar, doğanın sır dolu derinliğinden kaçar.. Anlamak cesaret ister, emek ister, bedel ister, irade ister zira... Vee gücünü salt Haktan alan mangal gibi yürek ister..
İşte hayat şekil üzere yaşayıp, yapay hazlarla vaktimizi geçirmek, başıboş bir yaşam stiliyle günümüzü gün etmek için bahşedilmedi bize..
İnsan bir misyonun yegane temsilcisidir.. Bu misyonun hangi branşı için yaratıldığını arayıp bulmakta kendi inisiyatifinde..
Yaşayan ölüler olmakta..
Ruhumuzu dinleyerek yol almakta..
Tıpkı doğanın her yıl bünyesinden uzaklaştırdığı atıllar gibi uhrevi hayattan atılmakta...
Ömür denen bu arayış ve anlayış sürecinden başarıyla çıkmakta..
Elimizde...
Şu hayatın hiç dinmeyen keşmekeşinde ruhlara da düşse cemreler...
Ve insan nerden geldiğini, niye geldiğini, yaratılış gayesini biraz irdelese...
Anlamak CESARET ister, DERİNLİK ister..
Ve dahi YÜREK ister...
Ama bu ruhsal yolculuğa çıkan insan.. kendini bulur, kendi olur, hakikatle yoğrulur...