İnsan Hakları Beyannamesi; Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 10 Aralık 1948 ‘de kabul edilen 30 maddelik bir bildiridir.1950’den itibaren de 10 Aralık İnsan Hakları günü olarak kutlanmaktadır.
Bugün dünyaya baktığımızda ortaya çıkan dramatik tablonun bu beyannamede bildirilen maddelerle uzaktan yakından hiç alakası olmadığını görmekteyiz. Çünkü başta Doğu Türkistan olmak üzere, Filistin’de, Yemen’de, Somali’de, Karabağ’da, Arakan ‘da, Suriye’de, Irak’ta hasılı tüm Müslüman ülkelerde acı, gözyaşı, kan hiç dinmemekte, dünyanın bir kısmı refah ve müreffeh bir hayat sürerken, mazlum coğrafyalarda yaşayan milyonlarca insan en temel hak ve hürriyetlerinden, insanca yaşama hakkından mahrum bırakılmaktadır.
Bu ne vahim bir çelişkidir ki; bu haksızlıkların, adaletsizliklerin, zulümlerin, kan ve gözyaşlarının müsebbibi olan emperyalist ve kapitalist devletler aynı zamanda İnsan Hakları Beyannamesinde imzası olan devletlerdir.
Bugün insan hakları sözleşmesine tamamen aykırı bir şekilde insan hakları ihlalinin ve zulmün en yoğun yaşandığı yerlerden biri Doğu Türkistan’dır. Oradaki zulmü ne dinlemeye ne anlatmaya ne de yazmaya yürekler dayanmamaktadır. Doğu Türkistan’da dört milyon Uygur Türk’ü kardeşimiz güya ıslah kampı adı altında Nazi kamplarını aratmayacak bir şekilde akla hayale gelmeyecek işkencelere, zulümlere maruz kalmakta ve her gün aileleriyle irtibatları kopartılmış onlarca kardeşimiz işkenceler dolayısıyla şehit olmaktadır.
Bununla birlikte ‘kardeş aile projesi’ kılıfıyla her eve zorunlu bir Çinli aile yerleştirilmekte ailelerin asimile edilmesi amaçlanmaktadır. Çocuklar özel okullarda bilinçli olarak Çinlileştirilmektedir. Yetişkin kız çocuklarını zorla Çinli erkeklerle evlendirmekteler ve halkın dini inançlarına göre yaşaması bütünüyle yasaklanmış vaziyettedir.
Bu zulümler aralıksız devam ederken, insan hakları beyannamesine imza atan devletlerin sesi soluğu çıkmamakta, kağıt üzerinde insan haklarından dem vururken, pratikte zulme rıza gösterilmekte ve bizzat bu devletler de kendi menfaatleri, emperyal emelleri için Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmekten utanç duymamaktadır.
Bu bağlamda; Şu an dünyadaki bu vicdansız, adaletsiz ve vahşi düzenin müsebbiblerinin imzaladığı bu riyakar beyannameyi kabul etmiyor, ‘yere batsın sizin ikiyüzlü beyannameniz’ diye gür bir sesle haykırıyoruz.
Elbet bir gün devran dönecek tüm zalimler hakettikleri cezayı bulacak, zulüm asla payidar olmayacaktır...!