İbretengiz bir vakıa;
Osmanlı Sultanı Orhan Gazi, yıllarca İznik’i muhasara eder. Lakin bir türlü fetih müyesser olmaz. Sonunda komutanlarından Lala Şahin Paşa’ya muhasaraya devam emri verip; “ Göreyim seni komutan, bir an evvel şu kaleyi fethedersen, ganimetler senin olsun,” der.
Artık ganimetlerin teşvik gücüyle midir bilinmez, hakikaten Lala Şahin Paşa kısa sürede emredileni yapar ve kaleyi fetheder.
Tabii Orhan Gazi bunca malın, ganimetin devlet hazinesi dışına verilmesinde hata ediyor olmaktan korkar. Ee ortada verilmiş bir sözde var...
İçinin rahat etmesi için devrin alimlerinden, aynı zamanda Şeyh Edebali hazretlerinin kayınpederi de
olan Tacüddin Kürdi hazretlerine müracaat ederek, müşkül durumda kaldığı bu hususta fetva sorar..
Tacüddin Kürdi hazretleri de ganimetlerin devlet hazinesinde kalmasını arzu eder etmesine de, lakin ‘Allahü Tealanın emri verilen sözde durmayı icap ettirmektedir...!!!’ Ve Fetvayı da bu yönde verip, tüm ganimetlerin Lala Şahin Paşa’da kalması gerektiğini söyler...
Tabii kıymetli bir paşa olan Lala Şahin Paşa’da aldığı ganimetleri Orhan Gazinin kullanacağı yerden başka yere harcamaz. Camiler, medreseler, köprü ve zaviyeler yaptırır. O da ganimetleri devleti ve milleti için harcar..
İşte ecdad böyle yüksek bir hassasiyetle, üstün bir duyarlılıkla yönetti Osmanlı Devletini.
Yaptığı her işin, verdiği her kararın, ağzından çıkan her sözün mutlak surette hesabını vereceğini bilen şahsiyetlerin eliyle beylikten kocaman bir İmparatorluğa dönüştü Osmanlı.
Rabbim onlara benzemeyi, onlar gibi şuurlu yaşamayı ve onlara layık torunlar olabilmeyi nasip etsin bizlere de inşaallah.