VEFA'NIN MUHTEŞEM GÖRÜNTÜSÜ
Hocamın başucuna doğmayan güneşi neyliyeyim" der ve İsmail Fakirullah Hz.'leri için, Tillo’da ilkbahar ve sonbahar ekinokslarından oluşan, astronomi ve ilim açısından dünyada eşi olmayan, iki kubbeli bir türbe yapar. Kim mi? Onu da siz bulun.
Her 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde, kalenin arkasından doğan güneş, türbenin penceresinden girerek, İsmail Fakirullah hazretlerinin mezar taşını aydınlatır.
Ölüm bazen Ebu Kubeys Dağı kadar ağır, öğle vakti güneşlerde karanlık, bazende tesbih tesbih sayılan hasret, izdihamlar içinde yalnızlıktır.
Ölüm bir rahmet elinin ilizyondan uyandırmak için attığı tokattır. ÖLÜM UYANMAKTIR. Nasıl ki insan rüyada olduğunu anlamaz acı çeker, koşar, güler, konuşur bir anda uyanınca anlar ki rüyaymış.
ÖLÜM DE HAYAT UYKUSUNDAN UYANIŞIN ADIDIR.
Merhametin kaynağı sevmek, sevilmek ve paylaşmak ister, lakin öncesinde Ebubekir ile Ebu Cehil'i ayrıştırmak için Dünya denilen bir imtihan sahası hazırlar. İnsanoğlu milyarlarca yıl imtihan sırasını bekler, vakit gelir, hayat verilir, ruh bedene bürünür ve büyük sınav başlar. Örnek sorular verilip daha önce çıkmış sorular gösterilir.
"Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz sonunda bize döndürüleceksiniz". (Enbiya/35)
"Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı." (ANKEBUT/64)
Birilerinin hayattan ölümle uyanışı, diğerlerine bu hayatın rüya kadar kısa ve dünyanın ise fâni olduğunu anlatan en büyük nasihattir. Bazen bu nasihat bize babamızdan, bazen annemizden bazan evlatlarınızdan ve yakınlarımızdan gelir. Kendi ellerimizle götürür ahiretin kapısına teslim ederiz. Her ne kadar gafletimiz ve uzun emellerimiz bu hakikati perdelese de nihai neticeyi engelleyemez. Kabir dünyayı kalbine yük edenlerin pişmanlık yeri; ahiret ise hamallık yeridir.
Hasılıkelam mesele, MİRAS meselesidir. Giderken arkada bıraktıklarımız götürdüklerimizin aynasıdır. Kimileri sırtında yük götürür, arkasında ki mal kavgası ölüm acısını bitirir. Kimileri ise sırtında ki dünya gibi ağır yükten kurtulur, arkasında ki eserleri nice asırları yetirir.
Yani demem odur ki, miras ikiye ayrılır, gönül mirası ve mal mirası. Mirası mal olanların ahirette sırtına yük olur, mirası gönül olanların dünyada bile mezar taşına güneşler kondurulur vesselam.