Bir saniyede varsın, bir saniyede yok.
Bir saniyede malın var, bir saniyede yok.
Bir saniyede sağlıklısın, bir saniyede sakat.
Bir saniyede sevdiklerin var, bir saniyede yok.
İtibar ise, asırlara sığmayacak iyiliklerimizin, merhametlerimizin ve eserlerimizin olmasıdır.
O son bir saniyeden sonra, neleri yarım bıraktığımız, geçmiş ve gelecek hayatımızın aynasıdır!
İyiliklerin dilde, kötülüklerin ise tende olduğu şu dünyada, yarım kalan hayat, yarım kalan işler, yarım kalan plan projelerin yanında, yarım kalan iyilikler yoksa, hikaye bir saniye içinde bitiverir. Geç kalmış yakarışlar, geri dönüşü olmayan, iflas-ı engelleyemez.
Kısa ömrün büyük kârı, uzun hikayelerdir. Ömürler biter, hikayeler devam eder. Topragâ düşen her iyilik hikayeleşir, yarım kalan hayatın devamı olur. Ten ölür, can ise asırlarda dolâşır.
Uzun vade de, hatta ebedi kar, yarım kalan hayatın yanında, yarım kalan iyiliklerdir. Yarım kalan bir işletmenin yanında, yarım kalan bir yetimhane. Yarım kalan bir inşaatın yanında, yarım kalan bir su kuyusu. Yarım kalan bir namaz. Yarım kalan bir oruç. Yarım kalan bir Kur'an ve yarım kalan dualardır kâr.
En büyük kazanç, arkan'da "mazlumların hamisi, iyiliklerin öncüsü gitti, şimdi ne olacak" diye duyulan endişedir.
Birde ardında, dostları olmalı insanın , öyle bisküviden değil, ten gibi değil, can gibi dostları olmalı. yarımları tamamlayan, hayallerin ucundan tutan, yerinmeden arkasına bakmadan devam eden, dostları olmalı.
Hasılı kelam, her yarım kalan hikayenin değerini, yarım kalan iyilikler belirler. Yarısında iyilik olmayan hikayelerin ömrü bir saniye sürer.
GELDİ, GİTTİ VE BİTTİ.
Dünyaya gelen tüm canlılar yazar olarak gelir, ömür kitabını yazar çizer ve bitince de alır gider. En iyi hikayeyi yazan Katip kazanır.
Ne güzel söylemiş derviş, "Ten fanidir, can ölmez, çün gitti geri gelmez Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil." Vesselam...
UMUT OL Kİ, UMUDUN OLSUN
Biz de, bir yetimin umudu, ahirette ise o yetim bizim umudumuz olabilir.
Akşam olunca, korksa bile susan, hiç özeli olmayan, bir bakış kapmaya çalışan, neyi sevdiğini kimse bilmeyen, yaban ellerin çalmaya çalıştığı milyonlarca yetim bizi bekliyor.
Dünyadaki en büyük insanlık kitabı, buzdolabının üzerine, çocuklarımızın resminin yanına yetim çocuğumuzun resmini yapıştırmaktır. Neslimize bundan daha güzel bir kitap okutamaz, daha güzel bir kişisel gelişim eğitimi veremeyiz. Bu hareket çocuklarımıza bırakacağımız en büyük mirastır.